Beyaz, Sarı ve Siyah Zenci’nin Maymunlukları

Üç asır önce kâfirin dilinden ırk kavramı sadır oldu ve parçalanmaya tamamen hazır hale gelmiş insanlar bu fikirden rahatsızlık duymadı. Hazreti Âdem ve Hazreti Havva’nın neslinden gelenlerin kesrete meyilli olması bir yakaza hali de değildi. Biyolojik ırkların varlığı düşüncesi bugün bile bu geçerliğini koruyor ve ilginçtir ki endişe uyandırmıyor. Ne de olsa beyaz, sarı ve siyah tenli insanlarla yaşıyoruz. Şüphemiz yok. O halde her biri bir ırk olarak telakki edilebilir diye düşünüyoruz.

Kâfirlerin insanları renklerine göre tasnif etmesi, tüm insanlığı Avrupalı elitlerin tahakkümü altına alma girişimiyle başladı. Wallerstein buna dünya sistemi adını verdi. Beyazların üstün, sarıların yarı-üstünlüğü Avrupa medeniyetinin üretim araçlarının tek taşıyıcısı olan siyahlara karşı bir üstünlüktü. Kilise, Tanrı’nın niyetinden haberdar olduklarını izah kabilinden siyahları, köle olması ve sarıların hizmetini görmek için beyazların ürettiği her şeyi imal etmek için yaratmıştı dedi. Bu fikir ancak gavurlardan sadır olurdu ve oldu. Adına ulus devleti dedikleri rüyaları gerçek oldu. Bu fikir üzerine renklerine, kavimlerine göre yapmacık milletler yaratıldı. Geçerliliği hakkında kaygusuzluğumuz hâlâ sürüyor.

Wallerstein, “Her zaman ‘zenci’ olan birileri vardır. Eğer ortada hiç siyah yoksa ya da bu rolü oynamak için sayıları yetersizse ‘beyaz zenciler’ icat edilebilir.” tespitinde bulunalı çok olmadı. Bunu Avrupa-Amerikan medeniyeti içinde yaşarken dile getirdi. Aradan geçen üç asır Wallerstein’i niçin bu tespiti yapmaya itti? Bu sorunun cevabı kafa karışıklığımızı artırıyor. Dünya sistemi denilen kapitalist tahakküm, dünyadaki sermayenin giderek tek elde toplanmasına yönelik faaliyet yürüttü.

Sistem, zamanla beyaz, sarı ve siyah tenlilerin fark gözetmeksizin bu çarkın bir parçası olmaları ihtiyacını duydu. Haliyle Wallerstein’in tespitini dile getirdiği yıllarda dijital dünya olarak karşılık bulan sosyal medyanın aparatları olarak boy gösterdik. Her birimiz özne olduğumuz vehmine kapıldık. Siyah tenliler bugün dünya kupasında Avrupa ülkelerini başarıdan başarıya ulaştırırken, beyaz tenliler sosyal medyanın parlak yüzleri olarak aynı başarıyı sürdürmeye devam ediyor. Herkes halinden memnun. Maymunluğun siyahlardan alınıp beyazlara giydirilmesi yine maymunluğu icat edenlerin işi olarak kayıtlara geçmiş oldu. Geçerlik kazanması için Habermas’ı mezarından çıkartmamız gerekmemeli.

Artık insan olma şerefini üstlenemeyenlerin kendi hesabına yaşaması bizi şaşırtmıyor. İçinde özne olma ateşini fokur fokur kaynatanların hangi sirkte oynatıldığının bir önemi de yok. Sirk maymunlarının yerinde olma hayalini taşıyanlar yarının beyaz zencileri olmak için hâlâ gönüllüler listesinin başında. Hadis-i şerifler bize yaşadığımız her şeyin bir karşılığı olduğu bilincini kazandırdığı için sevinmeliyiz. Başımıza gelenlerin bize ne düşündürmesi gerektiğini hadis-i şerifler bütün açıklığıyla gösterdi. Dünyanın gavurlarca tahakküm altına alınması ve insanların ırklara taksim edilmesini Müslümanlardan başka reddedecek tıynete sahip bir topluluk kalmadı. Resûl-i Ekrem “Takva sahibi mümin” ve “bedbaht günahkâr” ayrımı yaparak insanlar Âdem’in çocuklarıdır, Âdem ise topraktan yaratılmıştır buyurdu. Irk fikri üzerinden asırlar geçti ve bu sözün geçerliğine Müminlerden başka kulak veren yok.

Resûl-i Ekrem’in “İnsanlar yüzlerce deveye benzer; içlerinde neredeyse bir tane binek devesi bulamazsın!” deyişini sadece kaht-ı rical üzerinden mi anlamalıyız? İnsanlar piyasanın gidişatına, konjonktürün gereklerine ve popüler olanın arkasından sürüklendiğinde o yüzlerce deveden biri haline gelir. Kendisinden fayda görülecek pozisyonu terk etmiş olur. Sürünün parçası haline gelen insan ise gavurların elinden sadır olan her ne ise ona yakınlık duymaya başlar. Irk düşüncesinin bizi ikna ediyor oluşunu başka yerde aramanın lüzumu yok. Bugünlere müslim ve gayrimüslim ayrımı yaparak geldiysek hepimizin Âdem’in çocukları olduğunu, insanların ancak takva sahibi veya bedbaht günahkâr olarak tasnif edilebileceğini akıldan çıkaramayız.  Çıkardığımız da yarının beyaz zencisi olacağımızı garanti altına almış oluruz.

İbrahim Orhun Kaplan

 

DİĞER YAZILAR

2 Yorum

  • mehmed , 12/07/2026

    Irk telakkisi ve ırk üzerinden üstünlük kurma cahiliye devrinden beri vardı. Bu yüzden veda hutbesinde “Arabın aceme, acemin araba üstünlüğü yoktur. Beyazın siyahaz siyahın beyaza üstünlüğü yoktur” buyruldu. Ancak yazıda belirttiğiniz üzere bu yanılsama son yüz yıllarda baskın hale geldi ve zayıf halkların sömürülmesine karşı dünya duyarsızlaştırıldı. Oysa her insan var olması bakımından eşit seviyede değer taşımaktadır.

  • Cüneyt Uysal , 11/07/2026

    Yazı için teşekkürler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir