Taşlaşma

Ölü evleri diyorum ben onlara:
Kaya mezar, kabir ya da kümbet,
Neden taşın hafızasında
Konuşmasın bedenler?

Bir kral son nefesini verdiğinde,
Öldü yerine Hititler,
“Tanrı oldu” dermiş.
Belki böyle filizlendi ölümsüzlük
Unutuluşla sınanarak.

Tanrılar kayalarda gizlenirmiş,
-Yalancısıyım Urartuların-
Yontularda soluklanır,
Taşın iç sesinde susarlarmış.
Bir çekiç, kayayla öpüşür
Taşın kalbi atar, dua yükselirmiş.

Bilmez değilim,
Ölürse beden ölür,
Canlar mı, onlar kuştur, uçar,
Toprağın ağırlığından
İlahi sesin tellerine,
Sonsuzun nefesine.

Yeniden yontulduk,
Dekart’ın ellerinde:
Matematiğe iman ettik,
Kesinliğin ölçüsü diye.
Kant neden bu kadar yakın!
Korkmuyor mu hiç kimse?

Bir zamanlar krallar tanrılaşırdı,
Şimdi betonun içinde başlıyor tapınma.
Bir taşın sıcaklığında
Herkes kendiyle sevdalı…

Tanrılar, kayalarda gizlenirmiş.
-Yalancısıyım antik Yunan’ın-
Bizler taşları yükseltip
Kaldık altında.

Sulhi Ceylan 

(Yedi İklim, 434. sayı)

 

DİĞER YAZILAR

1 Yorum

  • Davut Bayraklı , 17/07/2026

    Ulan, bu çok iyi be… Kahretsin!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir