
Bir gün öleceğiz. Düşündük ki, ardımızdan neler olabilir. Böyle şeyler olursa hoş olur. Bizleri unutmayın. Torunlarınıza anlatın.
***
Daha yaşarken ününe ün katan ve popüler dergilerde şiirleri yayımlanan, çıkardığı şiir kitapları ve dergilerle şallı kızların evlilik hayallerini süsleyen, otuz yaşındayken yazdığı “Sert ama Tatlı Poetika” kitabı ile piyasadan İkinci Yeni, Neo Klasik ve Neo Epik şiir anlayışını tarihe gömen ve kırk iki yaşında yayımladığı “Muşta’dan Muştu’ya Bir Medeniyet Tasavvuru” kitabı ile Türk düşünce hayatını yeniden canlandıran ve düşünce hayatına yeni bir kanal açan Raşit Ulaş kurduğu “Uçakların Uçtuğuna İnanmıyoruz” partisinin İstanbul mitinginde konuşurken Mossad ajanları tarafından vurularak şehit edildi. Geride bıraktığı parti şu an en büyük muhalefet partisi olarak Türkiye’ye hizmet etmeye devam ediyor.
***
Prof Dr. Raşit Küçükkürtül‘ü, “Türkiye’deki gizli Yahudiler ve Ermeniler” üzerine yaklaşık bin kişiye verdiği bir konferans sonrasında kaybedişimizin üzerinden tam 33 sene geçti. Küçükkürtül, vefatından evvel 40 senelik alışkanlığı olan Gezegen Sahaf’taki kitap mezadından çıkarken her zamanki gibi elinde büyük bir bavulla görülmüştü. Bavulun içinde nasıl kitapların olduğunu soran bir okuruna ise Urduca gramer bilgisi, Flemenk Halk Edebiyatı ürünleri, Musevi bir ailenin İbranice şeceresi gibi kitapların olduğunu söyleyen Küçükkürtül şimdiler de Eyüp Sultan kabristanında hemşerisi Necip Fazıl ve adaşı Raşit Ulaş ile beraber yatmaktalar. Allah rahmet etsin…
***
Enis Batur’u kitap telif sayısında geçerek, 1111. kitabını yazarken geçirdiği kitap krizi ile hayata veda eden Bilal Can’ın ardından Türkiye’nin her ilinde anma programları yapıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından organize edilen anma törenlerinde Bakan Faruk Erikli; “Bilal Can, dünya çağında bir yazardır. Sadece onun yazdıklarıyla yeni bir medeniyet kurabilir, başka da bir kitaba ihtiyaç duymayız. Bakanlık olarak Bilal Can’ın 1111 kitabı nasıl yazdığını araştırmaktayız. Bulacağımız sonuçlar yeni nesile örnek olacaktır.” dedi.
***
Dalgın dalgın yürürken dozerin altında kalarak aramızdan ayrılan Abdullah Karaca, vefatının 14. yıldönümünde mevlid okutularak anıldı. Mevlidin akabinde söz alan Dursun Bayraklı, “Abdullah Karaca’nın geride bıraktığı Karaca sanat anlayışı hâlâ anlaşılamadı. İnsanın ontolojik yorumunun estetik bir perspektiften yorumlanması ve bu yorumun mistik unsurlarla iletişiminden ortaya çıkan Karaca sanat anlayışı araştımacılar ve sanat felsefecileri tarafından yorumlanmayı bekliyor” dedi.
***
Trabzonspor maçında kafasına atılan kutu kola yüzünden komaya giren ve 8 ay komada kaldıktan sonra aramızdan ayrılan Davut Bayraklı, nam-ı diğer Oflu Yengeç, vefatının 23. yılında Of’taki çeşitli etkinliklerde anıldı. İlkokul öğrencilerinin okuduğu Türkistan Hatıraları’nı dinleyen sevenleri gözyaşlarına hâkim olamadı.
***
Tinsel Devinim Terminali isimli romanını yazdıktan sonra ünü dünyaya yayılan Mustafa Çolak, yazacağı ikinci romanı için gittiği Colombiya’da içtiği bir kahve neticesinde zehirlenerek hayata gözlerini yumdu. İlk romanının dünya çapında ün kazanması, onu dünyada en çok kazanan yazarlar arasına katmıştı. Ölürken ardında, dünyanın en lüks yatını, muhtelif yerlerde 3 saray, 2 köşk, 1 malikâne, 7 apartman, 18 klasik model araba, cadde üzerinde 22 dükkân ve bir o kadar da iş yeri bırakan Mustafa Çolak’ın, bıraktığı tüm mal varlığının Edebifikir’e bağışlanacağı düşünülmekteydi. Fakat Çolak imparatorluğunun tek varisi olan Feyzullah Çolak, böyle bir vasiyetin olmadığını ve mal varlığının tek sahibi olduğunu söyledi.
***
Karikatürist, şair ve yazar Bahadır Dadak, ölümünden yaklaşık 13 yıl önce ortaya koyduğu “Sanatta Psikopat Bakışa Reddiye Sadedinde Sevimli Duyarlılık” tezi sebebiyle yalnızlığa terk edildi. Sanat kuramının yurt genelinde infial ortaya çıkarması ve sanat camiası tarafından sert bir şekilde eleştirilmesi Bahadır Dadak’ın son yıllarını eşi ve çocukları ile bir dağ köyünde geçirmesine sebep olmuştu.
***
Türk öykücülüğüne yeni bir ses getirmek için ortaya çıkan ama yaptığı film ve belgesellerle yönetmen olarak dünyada çapında ün kazanan Kerim Kolat, son filmi olan “Şah-ı Nakşibend: Buhara’dan Yükselen İrfan Yolu” filmini çekerken gaipten “Yeter artık, sevgili seni bekliyor” sözlerini duyduğunu söyleyerek film stüdyosunu koşarak terk etti. Yaklaşık 3 yıl geçmesine rağmen Kerim Kolat’tan hiçbir bilgi alınamadı…
***
Ölmeden, yaklaşık 17 yıl önce konuşmayı bırakan ve o günden sonra ağzından tek bir kelime bile çıkmayan Sulhi Ceylan, memleketi Düzce’de vefatının 89. yılında bir dizi etkinlikle anıldı. “Sulhi Ceylan Yazınında Hikmet ve Hakikat” panelinde söz alan Edebifikir Üniversitesi Rektörü Feyzullah Çolak, yazarın yaşadığı dönemi aşan, çağlara seslenen kaleminin ardından yürüyeceklerini belirtti.
Edebifikir


11 Yorum