DOSYA: Hayal Edebiliyorsak Mümkün Demektir

“2119 yılında dünya nasıl olacak?” dosyamızın dördüncü yazısını Yusuf Girayalp Atan yazdı: “Hayal Edebiliyorsak Mümkün Demektir”

***

Özellikle son on yılda, dünya yeni bir döneme girdi. 2008 küresel finans krizi sonrasında küreselleşme akımının frene basmasıyla korumacılık akımı tekrar gündemde. Haliyle küreselleşme akımıyla zenginleşerek ülke ekonomilerinden daha büyük hale gelen çok uluslu şirketler ile ulus devletler arasında büyük bir güç mücadelesi yaşanıyor. Önümüzdeki on yıl içerisinde de bu güç mücadelesinin devam etmesi bekleniyor.

Yüz yıl önce Ortadoğu coğrafyasında bulunan petrol ve doğal gaz rezervi için Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan güçler bugün Türkiye’nin hemen yanı başındaki Doğu Akdeniz gazı için aynı şekilde güç mücadelesi içine girdiler. Uluslararası raporlarda dünya doğal gaz rezervinin %47’sine sahip olduğu ifade edilen Doğu Akdeniz aynı zamanda dünya deniz ticaretinin de önemli bir geçiş noktası.

Ekonominin en önemli unsuru üretim, üretimin hammaddesi de enerjidir. Doğu Akdeniz bölgesinde bulunan enerji rezervinin 2119’un ekonomisini önemli ölçüde etkileyeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Dünya ekonomisi için bir diğer önemli nokta da Çin öncülüğünde başlatılan ve modern ipek yolu olarak nitelendirilen Tek Kuşak Tek Yol inisiyatifidir. Bu proje ile tarihi ipek yolu güzergâhı yeniden canlandırılmaya çalışılmaktadır. Ticaretin yeniden bu hat üzerinde kurulması ticaret haritaların yeniden şekillenmesine yol açacak. Tabiî bu durum da 2119 yılındaki dünya ekonomisini yeni bir boyuta taşıyacaktır.

2119 yılındaki ekonomik durum ile ilgili bir diğer önemli mesele de üretimin dijitalleşmesi sürecidir. Nesnelerin interneti veya endüstri 4.0 olarak adlandırılan yeni üretim döneminde yapay zekâ ile birlikte üretim sürecinde insan gücüne olan ihtiyaç gittikçe azalacak.

Aynı şekilde kripto paraların hızla artması ve dolara olan güvenin azalması paranın da dijitalleşmesi dönemini getireceğe benziyor. Ancak teknolojinin hızla gelişmesi ile birlikte ödemelerin insana yerleştirilebilecek mikro çipler ile yapılabilmesi olası… Hatta muhtemel.

Özellikle son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde yüz yıl sonra insanlara yapılacak müdahaleler ile ekonomik düzenin de önemli ölçüde değişebileceğini söyleyebilirim. Örneğin gözün üstüne konulacak gece görüş sistemi olan bir lens ile üretimin ve tüketimin nitelikleri de değişecektir. Kollara eklenecek veya kesilen kolların yerine eklenecek biyoteknolojik kollar aracılığı ile savaşlar ve üretim bambaşka boyutlar kazanacaktır.

Aynı şekilde akıllı telefonların yüz yıl sonraki hali günümüzdeki “google glass”ın çok daha fazla gelişmiş hali olan lens ve mikro çip ile kulağa sesin iletimi şeklinde yeni bir hale dönüşecektir. Bu akıllı lens ile göz bir yere odaklandığında yakınlaştırma yapabilecek aynı zamanda video kaydı ve fotoğraf çekebilme işlevlerini de yerine getirebilecektir.

Tüm bunların yanında günümüzde dahi Çin’de genetiği tasarlanmış bebeğin dünyaya geldiği iddia edilirken 2119 yılında insan DNA’sında yapılacak değişikliklerle istenilen özelliklere sahip bir insanın dünyaya gelmesi mümkün olabilir.

Yapay zekânın hızla gelişmesiyle birlikte insan zekâsının da geliştirilebilmesi ekonomik paradigmaların yeninden şekillenmesine neden olacaktır. Özellikle üç boyutlu yazıcıların hızla yaygınlaşması ve yapay zekânın gelişmesiyle birlikte biyo-teknolojik organların üretilmesi mümkün hale gelebilir. Ancak şurası unutulmamalıdır ki teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin kul yapımıdır ve orijinalinin yerini asla tutamayacaktır. İlerleyen teknoloji sadece var olana ek olarak yeni özellikler eklenmesini sağlayacaktır. Yine üç boyutlu yazıcılarla evlerin şekilleri de değişebilecek, hayallere göre herkes istediği şekilde evde yaşama imkânı bulabilecektir. Ancak dünyada artan hızlı betonlaşma yüzünden bunu yeryüzünde değil de yer altında yapmak durumunda kalacaktır.

Hologram teknolojisi sayesinde uzak yerlerdeki toplantılara iştirak edebileceğiz. Böylece diğer işlerimize daha fazla vakit ayırma imkânımız olacak. Aynı şekilde ulaşımın da hızla gelişen dronlar sayesinde kara yolundan hava yoluna doğru kayması beklenmekte. Düşünün Müfettiş Gadget gibi dronelar aracılığı ile kişisel hava yolu taşımacılığı yapabilecek seviyeye ulaşacaktır dünya.

Akıllı çipler ile hastalıklarımız tespit edilerek kısa sürede tedavi edilebilecek ve insan ömründe uzama veya hastalıklara bağlı ölümlerde büyük ölçüde düşüş yaşanacaktır.

Elon Musk’ın bugünkü şartlarda uzaya araç gönderebildiği dünyada yüz yıl sonra uzaya seyahat edebilmek mümkün hale gelecektir. Aynı şekilde uzaya gönderilen astronotların bazı insani ihtiyaçlarının minimize edilmesi için uygulanan beslenme modeli muhtemelen yüz yıl sonrasında dünya genelinde de yaygınlaşacaktır. Ufak bir hap ile çeşitli sebze ve meyvelerde bulunan vitamin ve mineralleri alan insan, kapitalizmin bugünkü halinin devam ettiğini varsayarsak daha fazla çalışmaya odaklanacaktır.

İnsanların özellikle sosyal medya üzerinden maruz kaldığı mükemmel(!) insan görüntüsüne ulaşma arzusu zamanla daha ileri seviyelere taşınarak modifiye edilmiş, tek tip bir modele dönüşebilir. İnsanların bitmek bilmeyen ihtirasları, modifiye edilmiş insan olma yolunda genetiği değiştirilmiş yeni bir model haline getirebilir. Bugün dahi herhangi bir ihtiyacı olmayan binlerce insan estetik cerrahlarına başvurup vücut hatlarını değiştirirken yüz yıl sonra genetik ve biyoteknolojik gelişmeler ile birlikte yeni bir insan modeli oluşturulmaya çalışılacaktır.

Yüz yıl sonra sağlam organlarının yerine üç boyutlu yazıcılarla şekillendirilmiş, elektromekanik kol, bacak veya göz taktırılması mümkün hale gelebilir. Hatta bu durumu endüstri 4.0 penceresinden düşünürsek, bu insanların internet üzerinden kontrol edilerek, istemleri dışında işler yaptırılma ihtimali bile doğabilir.

Yorgunluk hissetmeden, kapasitenizin kat kat üstündeki ağırlıkları kaldırabildiğinizi, herhangi bir acı hissetmediğinizi, metrelerce yukarıdan atlayıp hiçbir şey olmadan yürümeye devam ettiğinizi hayal edin. Çizgi filmlerdeki veya bilim kurgu filmlerdeki süper kahramanlar gibi değil mi? Biyoteknolojik ilerleme ile yüz yıl sonra bunlar mümkün olabilir.

Tüm bunlar bir yana herhangi bir sebep ile insanlara takılacak bir çip ile sinir sistemine ulaşarak insanlara gerçek olmayan sanal bir dünyada simülasyonlarla yüzlerce yıl önce Hasan Sabbah gibilerin yaptığı sahte cennetler veya Matrix filmindeki gibi gerçek ile sanal arasında bambaşka bir hayat yaşatma gibi olaylar yaşanabilir.

Aslında yüz yıl sonrasını tahayyül etmek gerçekten zor. Küçüklüğümde izlediğim Geleceğe Dönüş filmi geldi aklıma. O filmdeki zaman makinesi ile bir anda yüz yıl sonrasına gidip o zamanı tahayyül etmeye çalıştım. Ancak geçmişi düşünerek geleceğe projeksiyon tutmanın daha iyi olacağını düşünerek adım adım ilerlemeyi tercih ettim. Bu yüzden gerçeklikten ayrılmadan ama hayal dünyamızı da kısıtlamadan yüz yıl sonrasını tasavvur etmeye çalıştım.

Hayal edebiliyorsak bunlar gerçekten mümkün olabilir. Ancak burada bize düşen görevler neler? Üstelik bu söylediklerim bugün dahi bilim dünyası tarafından tartışılan ve çalışılan konular. Nasıl ki yüz yıl önceki dünya ile bugünkü dünya arasında çok fark varsa bugün ile yüz yıl sonrası arasında da daha büyük farklılıklar olacaktır. Akıllı telefonların hayatımıza girmesi ve hepimizin neredeyse bedensel bir uzvu haline gelmesini düşünün! Biyoteknolojinin gelişmesiyle birlikte yüz yıl sonra bambaşka meseleler tartışılıp konuşulacaktır.

Yusuf Girayalp Atan

Dosya Yazıları

Cüneyt Dal: “Orada Ruha Yer Var mı?”
Ayşe Sever: Bir Ağacın Gölgesine Sığınmak
Ömer Can Coşkun: Ölümsüzler

DİĞER YAZILAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir