“Ben Beni Özlerim Gurbet Bu Derim”

Yazarımız Mücahid Emin Türk, Abdurrahim Karakoç’un şiirlerinden Edebifikir okurları için mısra seçkisi hazırladı.

***

GİRDAPTA BİR CAN

‘Çalış’ derler, ayak bağlı, el bağlı
‘Konuş’ derler, dudak bağlı, dil bağlı
‘Kalk git’ derler, kapı bağlı, yol bağlı
Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Aydınlık ararsın her gün, her yerde
Çekerler önüne yedi kat perde
Zulüm kimden gelir, adalet nerde?
Bilmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

Yıllar boyu uykuların bölündü
Uçacakken kanatların yolundu
Hayat hakkın vardı, elden alındı
Ölmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

HAKİM BEĞ

Yaşım yetmiş iki, usandım gel-git
Bini buldu burda yediğim zılgıt
Eğer diyeceksen: bana ne, öl git!
Oğlumun bir oğlu oldu hâkim beğ.

Sekiz evlek tarla, bir geverlik su
Yüz yılda höküme bağlanmaz mı bu?
Kazanmasam da hu, kazansam da hu!
Canım ta burnuma geldi hâkim beğ.

Keşife-meşife, damgaya, harca
Kanımız kurudu harca da, harca..
Sayenizde avukatlar yıllarca,
Fakiri yoldu da yoldu hâkim beğ.

Mübaşir itekler, kâtip zavırlar
Değişti bizde de göya devirler
Yüz yıl önce adam yiyen gâvurlar
Tapucuyu aya saldı hâkim beğ.

HASAN’A MEKTUP 1

(Mektup yazdım Hasan’a
Ha Hasan’a, ha sana!)

Çok oku, çok düşün, çok şeyler anla,
Aha bu mektubu alınca Hasan.
Manalar iplikten incedir amma,
Kelimeler biraz kalınca Hasan.

Gene ağzımızı açmıyor bıçak,
Huzur size ömür, dert salkım saçak.
Oyuna kalkıyor yüzlerce köçek,
Batı’dan bir hava çalınca Hasan.

Kök saldı bahçede ayrık otları,
Yemler pay edildi, sattık atları.
Biz kovalım derken baştan bitleri,
Sülükler yapıştı, kulunca Hasan.

HASAN’A MEKTUP 6

Yiğite servet yok yürekten gayrı

HASAN’A MEKTUP 9
Açlıktan tokluktan sual edersen
Ocak bizim amma aş bizim değil
Hırsız çıktı kara yüzlü geceler
Uyku bizim amma düş bizim değil

Öyle bir durum ki Allah etmesin
Kurtlar taşır ayıların sıtmasın
Ne duyarsan garibine gitmesin
Gövde bizim amma baş bizim değil

Gittikçe her yüke alışıyoruz
Ağlanacak yerde gülüşüyoruz
Gönüllü gönülsüz çalışıyoruz
Emek bizim amma iş bizim değil 

GEZİNTİ

Yalnızlık… caddede, sokakta, evde
Ben beni özlerim; gurbet bu derim.

HAYAL VE GERÇEK

Ay ışığı pencereden girende,
Senden yana hayâl kurmak ne güzel.
Ya bir otobüste, ya bir trende,
Gurbet ilden sana varmak ne güzel.

Aşk deyince anlattığı her şeydir;
Öldürdükçe tadı gelen bir şeydir..
Azraile can vermesi zor şeydir;
Sen istersen sana vermek ne güzel.

SAN-AT VE TEZ-AT

Beyaz camda kara baykuş
Gül üstüne türkü söyler
Yaş tezeğe sinek konmuş
Bal üstüne türkü söyler

“Özveri, koşul, olanak,
Süreç, eşgüdüm, soyut, halk”
Dama çıkmış, maymuna bak
Dil üstüne türkü söyler

Emrederse haydut başı
Yağmalanır Pazar, çarşı
Kaplumbağa ata karşı
Yol üstüne türkü söyler

AYIP

Kara gözlüm bu ayrılık yetişir,
İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
Elim değse akan sular tutuşur
İçim dışım yanar oldu gel gayrı.

Emeği boşadır yuvasız kuşun…
Nerdeyse toprağa değecek başın.
Beni düşünmezsen kendini düşün
Herkes seni kınar oldu gel gayrı.

AYNALARIN ÖTESİ

Vakit dolar, nakit biter kasanda…
Sevda bir kitaptır gönül masanda;
Okusan da olur, okumasan da…
Kapanır sayfalar ela gözlü yar

AYRILIK HAVASI

Sapıtmış bu diye beni yeriniz
Hakkımda bin türlü hüküm veriniz
Omuzumda yüktür dirileriniz
Öleni severim öleni gayrı

BALABAN’IM

Zaman geldi esir olduk maddeye
Zaman geldi hasır olduk caddeye
Zaman geldi küsur olduk şeddeye
Daha bunlar bize az Balaban’ım

BAYRAMLAR BAYRAM OLA 5

Giden bayramlardan almadık bir tat
Gardaş bu senenin bayramı nasıl?
Şenay’larda bayram her gün, her saat
Elif’in Döne’nin bayramı nasıl?

Bizden sandığımız bize yabancı
Görünen simalar göze yabancı
Kabukta bayram var, öze yabancı
Söyleyin mananın bayramı nasıl?

Sabahtan haber yok, ufuklar kara
Semerkant kan ağlar, yanar Buhara
Keşmir, Kabil, Kerkük hasret bahara
Kudüs’ün, Sina’nın bayramı nasıl?

BENİ DE ÇAĞIR

Bazen iki dünya sığar içime
Bazen iki güneş doğar içime
Bazen gam yağmuru yağar içime
Sen beni ararsan beni de çağır.

Dışarda göz yanar, içerde yürek
Taahhüt ehline tahammül gerek
Mazlum yarasına merhem diyerek
Gözyaşı sürersen beni de çağır.

BENZETTİLER

Yeni bir afyondur yenen her lokma
Biber avrupalı, tuz avrupalı.
Gülücükler sahte kirpikler takma
Dudak Avrupalı, göz Avrupalı.

Herkes soyunuyor açılmıyor ki
Sokakta boynuzdan geçilmiyor ki
Müslüman gavurdan seçilmiyor ki
Şekil avrupalı, poz avrupalı

Türklük bu mu desem bu diyecekler
Şampanyayı sorsam su diyecekler
Bir gün kökümüze hu diyecekler
Kabuk avrupalı, öz avrupalı.

ÇAĞRI

”Hakça düzen” sanıp, oltayı yuttun
”Ak günler” beklerken çamura battın
Kimsenin suçu yok, sen sana ettin
Çek çekebilirsen, iş başa düştü.

BÖYÜKLER BİLİR

Yalan-dolan ile devran sürmeyi
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.
Milletin başına çorap örmeyi
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

Rüşvet vermek, rüşvet almak nasıl şey
Hazineden para çalmak nasıl şey
Terlemeden zengin olmak nasıl şey
Biz ne bilek beğim, böyükler bilir.

BU DÜZEN

Zor kullanır, aka kara dedirir.
Kurbağaya kuş tutturur bu düzen.
Namussuza ballı kaymak yedirir.
Namusluya taş yutturur bu düzen.

Utanmadan mülevvese “halis” der
Kirli kirli pazarlığa “kulis” der
Korucu der, jandarma der, polis der,
Hep kendini korutturur bu düzen.

BULACAK YERE BAKMALI

İman kaynağımdır, tevhid havuzum
İslâm’ın dışında arama beni.
Muhammed’ül-Emin tek kılavuzum
Putların peşinde arama beni.

‘Hak kelâm’ duyduğum, kitap Kur’an’dır
Başka yok! Uyduğum kitap Kur’an’dır.
Dolduğum, doyduğum kitap Kur’an’dır

Beşerin boşunda arama beni.

SENİ ARADIM

Ulaşmak için rahmete
Katlandım bin bir zahmete
Karışıp söze, sohbete
Dillerde Seni aradım.

CANLI BİR KİTAPSIN

Canlı bir kitapsın yazarı Mevla
Açık dur kitaplar seni okusun
Yüzünde şavklansın nazar-ı Mevla
Eğilsin mehtaplar seni okusun

TUT ELLERİMDEN

Şüphe başlangıçtır, karar nihayet
Zamanı zamana etme şikayet
Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet
Beraber kaçalım tut ellerimden.

MİHRİBAN

Lambada titreyen alev üşüyor
Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban.

 

 

DİĞER YAZILAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir