Yazma Üzerine

Künye: Yazma Üzerine, Ernest Hemingway, Yayına Hazırlayan: Larry W. Phillips, Çeviren: Elif Derviş, Bilgi Yayınevi, 5. Baskı, 2023-Ankara.

***

“Gerçekte bilen ya da anlayan yok ve hiç kimse de sırrı söylemiş değil. Sır, şiirin düzyazının içinde yazılması ki bu da her şey içinde yapılması en zor olanı…” (Sayfa 18)

Hayatım boyunca kelimelere sanki onları ilk kez görüyormuşum gibi baktım… (Sayfa 21)

Öncelikle yetenek olmalı, çokça yetenek. Kipling’inki gibi bir yetenek. Sonra disiplin olmalı. Flaubert’in disiplini. Sonra yapmacıklığı engellemek için ne olabileceğine dair bir kavrayış ve Paris’teki standart metre kadar sabit, tam bir inanç olmalı. Ayrıca yazar zeki ve önyargısız olmalı, hepsinin ötesinde hayatta kalmalıdır. Tüm bu özellikleri tek bir kişide toplamaya çalışın ve bir yazara baskı yapan tüm etkilerden sıyrılmasını sağlayın. Onun için en zor şey -çünkü zaman çok dar- hayatta kalmak ve eserini tamamlamaktadır. (Sayfa 21)

“…yazma konusunda gerçek ciddiyet iki mutlak gereklilikten biri. Diğeri ise, ne yazık ki, yetenek.” (Sayfa 22)

İyi bir yazar, mümkün olduğunca, neredeyse her şeyi bilmelidir. Doğal olarak bunu yapamayacaktır. Yeterince büyük bir yazar, bilgi birikimiyle doğmuş gibidir. Ama aslında öyle değildir; sadece diğer insanlara kıyasla zamanın akışına göre daha hızlı öğrenme kabiliyetiyle ve bilinçli bir şekilde yapmasa da hâlihazırda bilgi olarak sunulan şeyi kabul veya reddedecek bir zekâyla doğmuştur. Çabuk öğrenilmeyecek bazı şeyler vardır ve elimizdeki tek şeyi, zamanı da bunların kazanılması için çokça feda etmek gerekir. Bunlar en basit şeylerdir ve bunları öğrenmek bir ömür sürdüğü için her bir kişinin hayattan edindiği küçük yeniliklerin bedeli büyüktür ve bunlar, kişinin geride bırakabileceği tek mirastır. Samimiyetle yazılmış her roman, gelecek bir sonraki yazarın kullanımına hazır olan toplam bilgiye katkıda bulunur ancak bir sonraki yazar, doğuştan gelen bir hak olarak kendisine neyin sunulduğunu ve kendisinin de bunun karşılığında, nereden yola çıkması gerektiğini anlayabilmek ve özümseyebilmek için her zaman, önemsiz de olsa bir miktar deneyimle karşılığını vermelidir. (Sayfa 23)

Bir kitabın iyi bölümleri, yalnızca yazarın tesadüfen duyacak kadar şanslı olduğu bir şey ya da tüm lanet yaşamının enkazı olabilir – her durum da en az diğeri kadar iyidir. (Sayfa 31)

Kişisel trajedini unut. Başta hepimiz berbat durumda oluruz, özellikle de ciddi bir şekilde yazabilmek için korkunç bir şekilde incinmiş olman gerekir. Ama bu lanet olası acıyı yaşadığında, kullan; onunla hile yapma. Ona bir bilim insanı gibi sadık kal, ancak sırf senin ya da seninle ilgili birinin başına geldi diye herhangi bir şeyin herhangi bir öneme sahip olduğunu da düşünme. (Sayfa 31)

Ben yazabileceğin şey hakkında yazmanın ve istediğin etkiyi yaratmaya çalışmanın çığır açan bir şeyler yapmaktan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Sense romancıların o gerçekten muhteşem romanlarını kaç yaşında yazdıklarını düşünüyorsun. (Sayfa 33)

Madam, tüm hikayeler, eğer yeterince devam ettirilirse ölümle sonuçlanır ve bunu sizden esirgeyen kişi de gerçek bir hikâye anlatıcısı değildir. (Sayfa 37)

… Bazen yeni bir öyküye başlarken bir türlü ilerletemediğimde şöminenin önüne oturur, küçük portakalların kabuklarını alevlerin uç tarafına sıkar ve çıkardıkları mavi kıvılcımları izlerdim. Dikilip Paris’in çatılarının üzerinden bakar ve şöyle düşünürdüm: “Merak etme. Daha önce hep yazdın, şimdi de yazacaksın. Tek yapman gereken, bir tane doğru cümle yazmak. Bildiğin en doğru cümleyi yaz.” Böylece nihayet tek bir doğru cümle yazar ve devam ederdim. (Sayfa 40)

İkinci olarak, kendi sorularının cevapları dışındaki şeyleri dinlemeyi uzun zaman önce bıraktın. Dinlemeni gerektirmeyen iyi şeyler de buldun. İşte bir yazarı kurutan şey bu (hepimiz kururuz, bunu şahsına bir hakaret olarak alma): Dinlememek. Her şeyin kaynağı bu. Görmek, dinlemek. Yeterince iyi görüyorsun. Ama dinlemeyi bırakıyorsun. (Sayfa 44)

Tüm yazdıklarımı parçalayıp bütün kolaylıkları bir kenara bıraktığımdan ve tanımlamak yerine yaratmaya başladığımdan beri yazmak harika bir hal aldı. Ama bu son derece zor bir işti ve bir roman kadar uzun bir şeyi nasıl yazacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Çoğu zaman tek bir paragrafı yazmak için bile tüm sabah çalışıyordum. (Sayfa 45)

Lanet olası kitabında hava durumundan bahsetmeyi unutma; hava durumu çok önemli. (Sayfa 49)

Bir kitabı bitirdikten sonra duygusal anlamda tükenmiş oluyorum. Eğer tükenmemiş olursanız bu, duyguyu okuyucuya tam anlamıyla verememişsiniz demektir. En azından benim için durum bu. (Sayfa 51)

… iyi giderken her zaman dur ve bir sonraki gün tekrar yazmaya başlayana kadar bunu düşünme ve endişelenme. Böylece bilinçaltın sürekli bu konu üzerinde çalışır. Ama bilinçli olarak bunu düşünür ve kaygı duyarsan onu öldürürsün ve beynin daha sen yazmaya başlamadan yorgun düşer. (Sayfa 53)

… romanımın düzeltmeler yaptığım kısmını yüksek sesle okumaya vardırırdım işi ki bir yazar kendisini ancak bu kadar alçaltabilir ve bu onun için, yağan kar, çatlakları henüz tamamen örtmemişken buzuldan aşağı halat kullanmadan kaymaktan bile tehlikelidir. (Sayfa 61)

Bana, “Bu harika Ernest. Gerçekten harika. Bunda nasıl bir cevher olduğunu bilemezsin” dediklerinde keyifle kuyruğumu sallıyor, “Bu dallamalar beğendiğine göre acaba metinde ne sorun var?” diye düşünmek yerine, kendimi “Hayat bayramdır” anlayışına bırakıyor, şöyle güzel, çekici bir sopayı geri getiremez miyim diye düşünüyordum. (Sayfa 62)

Sanatın tüm dalları yalnızca birey tarafından yapılır. Tek sahip olduğunuz şey bireydir ve okulların da tek yaptığı öğrencileri başarısız olarak sınıflandırmaktır. (Sayfa 75)

Nesir mimaridir, iç dekorasyon değil ve Barok da sona ermiştir. (Sayfa 85)

Düzyazı kanunları en az uçuş, matematik ya da fizik kanunları kadar değişmezdir. (Sayfa 91)

Gerçek gizemcilik, gizem olmayan yerde gizemli bir hava yaratıp okuru meraklandırmaya çalışan ama aslında bilgi eksiliğini ya da açıkça ifade edebilme konusundaki yetersizliğini örtbas etmek için sahtekârlık yapma zorunluluğundan ibaret olan yazma beceriksizliğiyle karıştırılmamalıdır. (Sayfa 94)

… bütün kötü yazarlar destansı anlatıma aşıktır. (Sayfa 94)

Tolstoy gibi yazabilir, kitabı daha büyük, daha bilge ve bunun gibi başka özelliklere sahipmiş gibi gösterebilirim. Ama sonra aklıma Tolstoy okurken bu saydıklarımı hep atladığım geliyor… (Sayfa 94)

Gelecek kuşaklarla ilgili olarak benim tek düşündüğüm samimiyetle yazmak. Gelecek kuşaklar kendi başlarının çaresine bakabilirler… (Sayfa 135)

Edebifikir 

 

 

 

DİĞER YAZILAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir