Siyonist Kara Propaganda: Filistinliler Topraklarını Sattı!

Filistin’de işgalci ve terörist kimliğiyle bulunan İsrail, bu topraklarda bulunmasını meşru gösterebilmek adına işgal ettikleri toprakların aslında Filistinliler tarafından kendilerine satıldığını iddia ediyor. Böylece İsrail, kurulduğu dönem sahip olduğu topraklarının çoğunluğunun bu toprak satışlarından elde edildiğini savunuyor. İsrail’in bu asılsız iddialarının ana nedeni aslında uluslararası hukuk ve dünya kamuoyu karşısında işgalci ve terörist varlığını yasal bir zemine oturtma çabasından ileri geliyor. Siyonist aklın ve ideolojinin bu iddiayı gündeme getirmesi ve kendini savunmak için kullanması bir yere kadar anlaşılabilir bir durum. Çünkü İsrail’in dünya kamuoyu karşısında kendisini savunacak hiçbir argümanı yok. O nedenle de bu tarz yalanlarla, kara propagandalarla dünyayı kandırmaya çalışıyor. Ancak Türkiye’de belli bir zihnin Siyonist zihinle kardeş gibi hareket ederek aynı yalanları savunması, aynı iddiaları dile getirmesi hatta Tel Aviv’de yaşayan bir Yahudiden daha fazla bunları savunması nasıl izah edilebilir?

İnsan aklının almakta zorlandığı bu durum Filistin’de yaşanan drama, trajediye sessiz kalmakla başlayan sonrasında İsrail’i açıktan ve açıkça kınayamayan sözlerle devam ederek “Ama Filistinliler/Araplar topraklarını satarak bu durumu kendileri hazırladılar” iftirasıyla noktalanıyor. Peki, bu iddianın aslı nedir? Filistinliler gerçekten Yahudilere toprak sattılar mı? Sattılar ise ne zaman ve ne kadar toprak satıldı?

Sorduğumuz bu soruların cevapları aslında çok net olarak biliniyor. Filistinliler kendi topraklarını Yahudilere satmadılar. Özellikle 1948’de İsrail’in işgalci bir terör devleti olarak bölgede İngiliz himayesinde kurulmasıyla birlikte Filistin toprakları resmî olarak işgal edilmeye başlandı. 1948 öncesi ise satıldığı iddia edilen toprak miktarı var olanın sadece %5’i kadardı. Kaldı ki bu satışları yapanların da çoğu Filistinli Müslümanlar değildi. Konuya tarihî süreç açısından bakarsak Filistin topraklarının Osmanlı döneminden itibaren nasıl değiştiğini ve bu değişikliklerin İngiliz mandası altında nasıl devam ettiğini rahatlıkla görürüz. Birleşmiş Milletler haritaları ve İngiltere kayıtları kaynak olarak ele alındığında bölgedeki nüfus ve toprak sahipliği hakkında sarsıcı gerçeklerle karşılaşılacaktır. Ancak yazının en başında da değindiğimiz gibi bu iddia klasik bir Siyonist propagandadır ve bunu dile getirenler, ortaya atanlar meselenin tarihsel vesikalarıyla ya da işin hakikatiyle ilgilenmemekte.

İddialar Ne Diyor?

Toprak satışı iddiası, Yahudilerin Filistin’e göç etmeye başladığı 1800’lü yılların ikinci yarısından resmî olarak İsrail Devleti’nin kurulduğu 1948 yılına kadar sınırlandırılır. 19. yüzyılda Filistin topraklarının %80’inin miri arazi, %20 kadarının ise özel mülk olduğu biliniyor. Yahudilere yapıldığı iddia edilen satışlar da işte bu %20’lik özel mülk arazilerde yaşandı.

İsrailliler; terör ve şiddet olaylarından, baskı, korku ve yıldırma politikalarından hiç bahsetmeden Filistinlilerin topraklarını gönüllü olarak sattıklarını ve bu satışların İsrail’in kurulmasında önemli bir rol oynadığını öne sürüyor. Buna karşın Filistin’de yaşanan toprak satışlarının çoğunun terör gruplarının oluşturduğu şiddet, baskı ve tehdit altında yaşandığını ve satılan toprak miktarının İsrail’in kurulmasında rol oynayamayacak kadar az ve önemsiz olduğunu biliyoruz.

Bir Makalenin Söyledikleri

Toprak satışı meselesi üzerine akademik bir çalışma yapan ve elde ettiği sonuçları 1981’de yazdığı makalesinde yayımlayan araştırmacı Stephen P. Halbrook, 1948 yılına kadar Yahudilerin satın aldığı toprakların %52,6’sının Filistinli olmayan toprak sahiplerine, %24,6’sının Filistinli toprak sahiplerine, %13,4’ünün hükümete, kiliselere ve yabancı şirketlere ve %9,4’ünün çiftçilere ait olduğunu söylüyor. Yine Halbrook, bahsettiğimiz makalede Yahudi nüfusun Filistin’deki toprak sahiplik oranının 1882’de yüzde 0,09 iken 1947 yılında yani kuruluşundan hemen bir yıl öncesinde %6,6’ya ulaştığına değiniyor.

Meçhul Mülk Kanunu

İsrail’in bugün ulaştığı sınırları anlayabilmek için “Meçhul Mülk Kanunu”nu bilmek zorundayız. “Meçhul Mülk Kanunu”, İsrail’de 1950 yılında yürürlüğe giren bir yasadır. Bu kanun, 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında veya sonrasında terk edilen Filistin topraklarındaki mülklerin sahipliğini düzenler. Kanun, bu terk edilmiş mülklerin İsrail devletine devredilmesini ve bu mülklerin yeni sahiplerine verilmesini sağlamaktadır. Meçhul Mülk Kanunu, İsrail’in sınırlarının belirlenmesinde ve Filistinlilerin topraklarından uzaklaştırılmasında önemli bir rol oynamıştır.

Kısacası Meçhul Mülk Kanunu, Yahudi halkının Filistin’deki yerleşim alanlarını genişletmesinin temel nedeninin, Filistinlilerin kendi rızalarıyla topraklarını satmaları olmadığını ortaya koyar. Ayrıca 1948 Savaşı’nda köylere yönelik İsrailli paramiliter terör gruplarının gerçekleştirdiği terör saldırılarının artması sonucunda, Filistinlilerin kitlesel olarak yerleştikleri bölgeleri terk etmek zorunda kaldıkları biliniyor. İsrail Devleti’nin kurulmasının ardından yürürlüğe giren bahsettiğimiz “Meçhul Mülk Kanunu”, İsraillilerin topraklarından sürülen Arapların mülklerine yasal bir şekilde el koymasına olanak tanıdı. Bu sayede Filistinlilerin terk ettiği evler, yasal olarak İsraillilerin mülkiyetine geçebildi. Bu kanunla Filistin’i terk etmek zorunda kalan yerli halkın mülklerine, evlerine, çiftliklerine ve arazilerine Siyonistler tarafından sistematik bir şekilde el konuldu. Böylece İsrail’in bugünkü sınırları içinde bulunan toprakların büyük bir kısmı bölgede Osmanlı döneminde huzur içinde yaşayan yerli halkın mülklerine el konularak elde edildi.

Hep Aynı Yalan

Sonuç olarak Türkiye’de bir güruh tarafından ortaya atılan ve resmî ideolojinin “Araplar bizi arkamızdan vurdu?” tezinin destekçisi olan “Filistinliler, Yahudilere toprak sattı!” yalanı defalarca çürütülse de bıkıp usanmadan ortaya atılmaya devam ediyor. İçi boşaltılmış ve ırkçılığa dönüştürülmüş bir Türkçülük anlayışı ile Filistin ve Filistinlileri karalamaya çalışan bu tip söylemlerin sahibi olan kişiler ve ideolojiler artık bu kaba yalanların yutulmadığını görmek zorundalar. Yazımızın başında da değindiğimiz gibi sadece terör, korkutma, işgal ve kamulaştırmalarla 1945 yılı rakamlarına göre Filistin’de Yahudilerin elde ettiği toprak miktarı %5,6’ya ancak ulaşabilmiştir. 1948 yılına geldiğimizde ise İsrail bir terör devleti olarak kurulmuş ve Siyonist işgalcilerin ellerindeki toprak bir anda %78’ yükselmişti. 1967’de gerçekleşen Arap-İsrail Savaşı olarak da bilinen 6 Gün savaşından sonra Batı Şeria ve Gazze’nin de işgal edilmesiyle birlikte İsrail 2 milyon dönüm yeni Filistin arazisini daha Yahudi yerleşimine açtı. Bu süreçlerin tümü dünyanın gözü önünde silah zoruyla ve katliamlarla gerçekleşti.

Davut Bayraklı

 

DİĞER YAZILAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir