
Künye: Mektuplar, Platon, Çev: Furkan Akderin, Say Yayınları, 3. Baskı, 2020, İstanbul.
***
Platon’un yazılı hiçbir eseri yoktur ve bundan sonra da olmayacaktır. Platon’a ait olduğu iddia edilen eserler ise Sokrates’in gençlik dönemine ait çalışmalardır. Hoşça kal ve bu mektubu defalarca okuduktan sonra yak! (Sayfa 43)
Eğer senin iktidarının büyüklüğü bana çekici gelseydi ve senin yüzünden eski ve şanssız bir dostuma ihanet ederek sadece para hırsıyla senin gibi pek de doğru olmayan bir insana boyun eğseydim, akıllı insanlar bana ne derlerdi? Senin yanına geliş nedenim para sevgisi olarak adlandırılacaktı. (Sayfa 48)
İtalya ve Sicilya yolculuğumu yaptığım sırada, kafamda bu düşünceler vardı. Bu ülkelerde “şanslı” denilen bir yaşam türünü gördüm. Hiç bitmeyen ziyafetlerle dolu bu yaşamı hiç beğenmedim. İnsanlar karınlarını günde iki defa doyuruyorlar ve akşamları asla tek başlarına yatmıyorlardı. Herkes, böylesi bir yaşam içinde yerini almıştı. İnsan doğası gereği ne kadar önemli yetilere sahip olursa olsun, çok uzun zaman boyunca sözünü ettiğim şekilde bir yaşam sürerse bilgeliğe ulaşamaz, ölçülü olamaz. Diğer erdemler için de aynı şey geçerlidir. Eğer bir ülkede halk mallarını çılgıncasına kullanıyorsa, tüm çabasını aşk eğlencelerine ve yiyip içmeye yöneltiyorsa, ne kadar iyi kanunlar olursa olsun, ülke doğru yola gelemez. Böylesi devletler tiranlık, oligarşi, demokrasi gibi çok sayıda yönetim biçimini benimsemek zorunda kalırlar. Yönetimdekiler ise adalet ve eşitliği temel alan bir yönetim şeklinin ismine bile katlanamazlar. (Sayfa 58-59)
Ruhun ölümsüz olduğuna ve ölümden sonra sorgulanacağına dair olan eski kutsal geleneklere gerçekten de inanmalıyız. Bu yüzden haksız cinayetler ya da kötülükler yapmaktansa, bunlara maruz kalmak daha iyidir. Sadece zenginlik peşinde koşan bir insan, bu sözleri dinlemez. Dinlese bile, bunu sadece alay etmek için yapar. Böylesi bir insan sadece kendisine yiyecek içecek bulabilmek için köleler edinir, ismini yanlışlıkla Aphrodite’den alan o uygunsuz zevklerini karşılayabilmek için hiç de utanmadan bir vahşi hayvan gibi etrafına saldırır. Yaptığı şeylerdeki dinsizliği ve kötülükleri göremeyen bir kördür. Dinsizliği, hem bu dünyada hem de yer altı dünyasında, acılarla dolu yüz kızartıcı yolculuğunda, hep beraberinde taşır. (Sayfa 69)
Fakat kendi özünü bilmeyen insanlara nasıl bir değer biçebiliriz? (Sayfa 77)
Bir varlık hakkında bilgi edinmek isteyenlerin bilmesi gereken üç şey vardır. Bilgiyse dördüncü şeydir. Beşinci noktaysa gerçekten var olanın ta kendisidir. Bu üç şeyin birincisi isim, ikincisi tanım, üçüncüsü de imgedir.[38] Şimdi bir örnek verelim. Daire diye bir şey vardır ve onun ismi dairedir. Ayrıca dairenin isim ve fiillerden oluşan bir tanımı bulunmaktadır. Bu, tüm uçların merkeze aynı uzaklıkta olduğu bir şeyi tanımlamaktadır. Yuvarlak çevre, daire denilen şeyin tanımıdır. Daha sonra nesne gelmektedir. Bu nesne çizilebilir, silinebilir ya da tornayla yapılabilir veya bozulabilir. Oysa daire denilen şey, tüm bu değişimlerin dışındadır. Dördüncü noktaysa bilgidir, yani anlattıklarımın akıl yoluyla kavranmasıdır. Bunlar aynı türdendir ve sözde ya da maddi olarak değil, ruhta bulunurlar. Bu nedenden ötürü bunlar, daire ve biraz önce sözünü ettiğim üç şeyden farklı bir özde bulunmaktadırlar. Yakınlık ya da benzerlik bakımından beşinciyle en yakın olanı akılla kavramadır. Diğerleri daha uzakta yer alırlar. (Sayfa 78)
Ancak dine karşı suç işleyenleri bir köşeye ayırıyorum, çünkü onlar hiçbir zaman temizlenemezler. (Sayfa 91)
Ruh, beden ve zenginliğe özen göstermeniz gerekir. Öncelikle ruhun erdemine, daha sonra ruhtan daha aşağı seviyedeki bedeninin erdemine ve en son olarak da ruh ve bedene hizmet etmesi gereken zenginliğe önem verin. (Sayfa 94)
Metanet, sadıklık ve açık yüreklilik. Bence gerçek felsefe budur. Başka amaçları olan diğer bilimleriyse sadece eğlence olarak adlandırıyorum. (Sayfa 99)
Edebifikir

