Dökülüş
Baktıkça gözlerine derindenÜstüme başıma güller dökülür Ve her şey kopar yerinden Bir buluş bir gülüş ve unutuş ellerinden Ellerinden beyazlıklar
Koyu karanlık gece Üryan bir sessizlikte Yitilirken gökyüzü Küflü bir geceden geçiyor güneş Yollar uzuyor çocukluğuma yaklaştıkça Azılı intiharlar birikiyor
“Telgrafın tellerini kurşunlamalı” Öyle değildi bu türkü bilirim Bir de içime -Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen- Bir posta katarı
uzaklığın mektup beklemiyor epeydir göremiyorum yüzünde yüzümü. şimdi o ilk hevese eğilen ağaçları suluyor yokluğun, çölün sessizliğiyle büyütüyor, kuzeyin
Sana gelmek balıksırtı yokuşları geçmek demekti. Ki ben balıkçı ağlarıyla vurulurdum, Ağzı yanık ezgilere. Ne zaman duysam o takanın sesini
Edebifikir dergisini ilk olarak 1922 yılında basmıştık. Maddi imkânsızlıklar yüzünden 104 sayı çıkarabilmiştik. O yıllarda derginin başında ağabeylerimizden Faruk Nafiz Çamlıbel vardı.
Şimdi dünyada nerede biri ağlıyorsa Sebepsiz, dünyada, ağlıyorsa Bana ağlıyor. Şimdi gecede nerede biri gülüyorsa Sebepsiz, gecede, gülüyorsa Bana gülüyor.
Yunus ki sütdişleriyle Türkçenin Ne güzel biçmişti gök ekinini, Düşman müşman girmeden araya Dolanıp bütün yukarı illeri Toz duman içinde