Dökülüş

Baktıkça gözlerine derindenÜstüme başıma güller dökülür Ve her şey kopar yerinden Bir buluş bir gülüş ve unutuş ellerinden Ellerinden beyazlıklar

Allah

  Adınla… Zatına baktın, bir’i yarattın Aczimi mübarek kıl Suyu ateşe verdim Uyandığımda uyku yaratılmamıştı Uyku değildi uyandığım Sende bildim,

Az Önce

boşluğa söylerim ben sözümü hava yutar onu kuşlar geçer ötesinden berisinden yılan sezer akrep duyar kurt bilir insan her şeyin

Beyan

okşadın cam kırığını kesiklerini sordun bıçağa maviye saygından durdun güvercin kanadında günlerini yaktın sunağında günlükten çok testere ağzında biriken ağaçlardan

Her Mevsim Bir Düştür

Koyu karanlık gece Üryan bir sessizlikte Yitilirken gökyüzü Küflü bir geceden geçiyor güneş Yollar uzuyor çocukluğuma yaklaştıkça Azılı intiharlar birikiyor

Telgrafın Tellerini Kurşunlamalı

“Telgrafın tellerini kurşunlamalı” Öyle değildi bu türkü bilirim Bir de içime -Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen- Bir posta katarı

Mazrufun Sesi

  uzaklığın mektup beklemiyor epeydir göremiyorum yüzünde yüzümü. şimdi o ilk hevese eğilen ağaçları suluyor yokluğun, çölün sessizliğiyle büyütüyor, kuzeyin

Ayrılık

    Seninle benim aramdaki dünyanın en uzun dizesi, bir ucundan girince, yokluğuna rastlıyorum. Çaresizce uzaklaşırken, gövde ve kesilmiş kafa

Sana Dair Yokuşlar

Sana gelmek balıksırtı yokuşları geçmek demekti. Ki ben balıkçı ağlarıyla vurulurdum, Ağzı yanık ezgilere. Ne zaman duysam o takanın sesini

Cüneyd

bakanlar bana gövdemi görürler ben başka yerdeyim gömenler beni gövdemi gömerler ben başka yerdeyim aç cübbeni cüneyd ne görüyorsun görünmeyeni

Yarım Kalan Mısralar

Edebifikir dergisini ilk olarak 1922 yılında basmıştık. Maddi imkânsızlıklar yüzünden 104 sayı çıkarabilmiştik. O yıllarda derginin başında ağabeylerimizden Faruk Nafiz Çamlıbel vardı.

Ciddi Saat

Şimdi dünyada nerede biri ağlıyorsa Sebepsiz, dünyada, ağlıyorsa Bana ağlıyor. Şimdi gecede nerede biri gülüyorsa Sebepsiz, gecede, gülüyorsa Bana gülüyor.

Yunus ki Sütdişleriyle Türkçenin

Yunus ki sütdişleriyle Türkçenin Ne güzel biçmişti gök ekinini, Düşman müşman girmeden araya Dolanıp bütün yukarı illeri Toz duman içinde