Orkideler ve Domuzlar

Dokuz günlük bayram tatilini değerlendirmek üzere kaplıca otelleri inceleyen G. Şehri Tarım Müdürü, mesai bitimine on beş dakika kala bakanlık sistemine düşen resmi yazı bildirimini gördü. Hızlıca, fısır fısır okudu. Neden sonra, kapının ardından yılgın, çatallı bir kadın sesi duyuldu.

‘’Müdürüm!’’

‘’Gördüm. Arkadaşları çağıralım. Matbu evrakla birlikte kahve de getiriver.’’

Sekreter hanım, evrakın yanında sade bir kahve, göbekli bir müdür yardımcısı, iki şube müdürü, bir de saha kontrol şefi getirdi.

G. Şehri Tarım Müdürü, sekreter hanıma dönerek, ‘’Okuyunuz.’’ dedi.

Boğazını temizleyen kadife ceketli kadın kâğıtta yazılanları tane tane okumaya başladı.

‘’Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvansal Üretim Genel Müdürlüğünden. Yaban Domuzu Popülasyon Artışı ve Müteakip İşlemler Hakkında.’’

‘’Daha yüksek sesle, lütfen…’’

‘’Bakanlığımıza intikal eden toplu dilekçeler, şikâyet tutanakları ile vatandaş beyanlarından; iliniz genelinde yaban domuzu popülasyonunda artış meydana geldiği, söz konusu artışın tarım arazilerinde zarar oluşturduğu, başta patates, şeker pancarı, mısır ve yem bitkileri olmak üzere çeşitli mahsullerin telef olmasına neden olduğu anlaşılmıştır.’’

Sırık yutmuş gibi dimdik oturan sarı saçlı şube müdürü, ‘’Sus scrofa…’’ dedi, çalımla gerinerek, ‘’Yaban domuzunun Latincesidir…’’ Göbekli müdür yardımcısı -mesleki formasyonun verdiği öz güvenle- onayladı. Nefeslenen sekreter, kaldığı yerden devam etti.

‘’Çiftçiler tarafından düzenlenen ve yazımız ekinde, toplam 1257 ıslak imza bulunan dilekçede; büyük bir yaban domuzu sürüsünün gece saatlerinde tarlalara girdiği, ekili alanlarda hasar meydana getirdiği ifade edilmektedir. 5996 sayılı Bitki Sağlığı Kanunu ile 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında, yaban hayatı ile tarımsal üretim arasındaki dengenin korunması kamu idaresinin görev ve sorumluluk alanı içerisinde bulunmaktadır. Bu çerçevede…’’

G. Şehri Tarım Müdürü, resmi yazı çıktısını yorgunluktan bayılmak üzere olan sekreter hanımdan alarak gözleri parlayan, İtalyan kesim gömlekli, kara yağız şube müdürüne uzattı.

‘’Devam ediniz.’’

Genç idarecinin sesi gürdü.

‘’Bir! Müdürlüğünüz koordinasyonunda, Çiftçi Malları Koruma Başkanlıkları, Avcılar ve Atıcılar Dernekleri ve konuyla ilgili gerçek ve tüzel kişilerin iştirakiyle Yaban Domuzu Durum Değerlendirme Komisyonu oluşturulacaktır.

G. Şehri Tarım Müdürüyle göz göze gelen saha kontrol şefi bıyık altından güldü. Titreyen ellerini koyacak yer arıyor, bir türlü bulamıyordu. Dinlendiğine sevinen delikanlı sesini yükselterek okumaya devam etti.

‘’İki! Komisyon tarafından kapsamlı saha çalışması yürütülerek domuzların sayısı, ağırlık ortalaması, gece hareket kabiliyeti, sürü büyüklüğü, geçiş güzergâhları, psikolojik eğilimleri ve toplumsal dayanışma biçimleri raporlanacaktır. Üç! Popülasyon yoğunluğunun tespiti amacıyla, iz sürme, dışkı sayımı ve fotokapan incelemesi yöntemlerinden yararlanılacaktır. Dört! Müdürlüğünüz bütçe imkânları dâhilinde, yaban domuzu ile mücadele faaliyetlerinde görev alacak kişilere yönelik teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi hususu, hususan değerlendirilecektir.’’

Göbekli müdür yardımcısı araya girdi, ‘’Ne demek oluyor bu? Domuz başına para mı vereceğiz avcılara? Olacak iş mi canım…’’

G. Şehri Tarım Müdürü tatlı sert çıkıştı, ‘’Rica ediyorum, bölmeyelim efendim. Devam ediniz lütfen.’’

‘’Bu kapsamda, av ekipmanlarının temini, yakıt desteği sağlanması, operasyonel giderlerin karşılanması, teşvik primi ödenmesi ve kuyruk başına destekleme modeli geliştirilmesi konu başlıklarında çalışma yürütülecek olup, nihai sonuçlar bakanlığımıza bildirilecektir. Beş! Destekleme modelinin uygulanması halinde kuyrukların standardizasyonuna ilişkin usul ve esaslar belirlenerek kuyrukların ölçü, renk, kıvrım ve anatomik bütünlük bakımından sınıflandırılması sağlanacaktır. Altı! Sayım işlemlerinde ortaya çıkabilecek kuyruk-karışıklıklarının önlenmesi amacıyla, her kuyruğa tekil sıra numarası verilmesi ve mühür basılması büyük önem arz etmektedir. Yedi! Kuyruk sayısındaki artış ile domuz sayısındaki azalış arasında korelasyon kurulamaması durumunda konu bilahare araştırılacaktır.’’

‘’Çocuğum yavaş. Vali beyi güzellik uykusundan uyandırmayalım.’’

‘’Tamam müdürüm. Sekiz! Komisyon çalışmalarını izlemek amacıyla, uzmanlardan müteşekkil bir üst komisyon oluşturulacak, işbu komisyonun faaliyetlerini tetkik etmek üzere de bir alt çalışma grubu teşkil edilecektir. Yukarıda belirtilen iş ve işlemlerin, gecikmeye mahal verilmeksizin yerine getirilmesi, değerlendirme raporunun en geç 30 gün içerisinde Bakanlığımıza gönderilmesi hususunda, bilgilerini ve gereğini rica ederim.’’

Ekseriya sessiz kalan G. Şehri Tarım Müdürü, meseleyi değerlendirmeleri için idarecilerine alan açtı. Acil durum kodlu istişare toplantısı iki saat on beş dakika sürdü. Genç şube müdürleri, domuz faciasını bihakkın çözüme kavuşturmak adına çok orijinal fikirler öne sürdüler. Otuz yıldır orman arazilerinde kontrol memurluğu yapan saha şefi, boğucu bürokrasiyle gerçek hayat arasındaki asimetrik uyumsuzluğun bedelini nasırlı elleriyle ödediğinden, toplantı boyunca susmakla iktifa etti. İptidai çözümlerle bu işin altından kalkabileceğini sanan idealist şube müdürlerine merhametle bakarken, G. Şehri Tarım Müdürü sekreter hanıma yöneldi, ‘’Hanımefendi, şu kâğıtta yazılanları da okumanızı rica ediyorum. El yazım pek okunmaz ama…’’

Sekreter hanım, kargacık burgacık yazılarla, kıyısında köşesinde kaplıca resimleri olan yırtık pırtık saman kâğıdını aldı.

‘’Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvansal Üretim Genel Müdürlüğüne. Konu: Yaban Domuzu Popülasyon Artışı ve Müteakip İşlemler Hakkında. İlgi yazınızda belirtilen hususlar Müdürlüğümüzce değerlendirilmiş, gerekli saha çalışmaları ve tetkikler ivedilikle gerçekleştirilmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde konuya bahis olan yaban domuzu sürüsünün ilimiz sınırlarını terk ederek B. Şehri sınırlarına geçtiği tespit edilmiştir. Bilgilerinize arz ederim.’’

G. Şehri Tarım Müdürü, çekmecesinden çıkardığı dökme demirden mamul ayak izi kalıplarını saha kontrol şefine, harici belleği yardımcısına uzattı.

‘’Sınır hattının muhtelif yerlerine ayak izlerini basarak yakın plan fotoğraf alalım. Avcılar derneği başkanıyla iletişime geçiniz. Ne yapsın etsin, üç beş kuyruk ayarlasın. Harici bellekte geçen yıl mısırları talan eden alabaş domuzların fotoğrafları var. İrice olanları dosyaya ekleyelim. Mazot ve gübre yardımı alan dilekçe sahiplerini tespit edip iade-i ziyarette bulunalım. Malum, özleştik… Tafsilatlı bir rapora gerek yok. Sözünü ettiğim veriler yeterli olacaktır. Hanımefendiciğim…’’

‘’Buyursunlar müdürüm.’’

‘’Cevap tarihinin son günü, mesai bitimine yarım saat kala resmi cevabı temize çekip onayıma sunmanızı rica ediyorum.’’

‘’Tamam müdürüm, not alıyorum.’’

Nicedir ciddiyetini muhafaza eden G. Şehri Tarım Müdürü, gözleri kan çanağına dönen idari personele dönüp sırtardı.

‘’Kıymetli dava arkadaşlarım! Vali beyin kulağına su kaçırmaya cüret edecek talihli dostumuzun anasını boyayıp babasına satacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içiyorum. Bilginize. Sevgili arkadaşlar, biz büyük bir aileyiz. Sizleri gönülden tebrik ediyorum. Çok iyi çalıştınız! Her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyor, hayırlı bayramlar diliyorum.’’

***

Sert mizacıyla tanınan B. Şehri Tarım Müdürü, öğle paydosunda masasına bırakılan üst yazı metnini göz ucuyla okudu. Okuduğu an işin içinde bir bit yeniği olduğunu anladı. Vali beyi aramayı kurduysa da hemen vazgeçip evrak dağıtımından sorumlu memur personeli çağırdı. Apar topar gelen delikanlı sakindi. Orkidelerini sulayan Tarım Müdürü, paye vermeden, karnına doğru konuştu.

‘’Vali beyin domuz sürüsü bahsinden haberi var mı?’’

‘’Yazı doğrudan kuruma geldi müdürüm. Konuyu ehemmiyetli gördüğüm için genel dağıtıma çıkarmadım.’’ Dağıtım memuru, tam ‘’Sizden haber bekledim efendim…’’ diyecekti ki, yalaka gibi görüneceğini düşünerek dilini ısırıverdi. Tarım Müdürü, ‘’Bravo! Senden başka okuyan oldu mu peki?’’ diye sordu. Genç memur, başını önüne eğerken sekreter hanımı işaret etti.

B. Şehri Tarım Müdürü, hiç yapmayacağı bir işi yaparak, delikanlının sola kaykılan kravatını elleriyle düzelterek makamına buyur etti.

‘’Kahvenizi nasıl alırsınız kardeşim?’’

‘’Zahmet vermeyelim efendim. Çay varsa kifayet eder.’’

Tarım Müdürü, ‘’Allah Allah… ‘Kifayet’ ha! Analar neler doğuruyor. Bak hele şuna…’’ dedi, içinden kıs kıs gülerken. İki sade kahve ile maden suyu söyledi. Mini buzdolabından çıkardığı şerbetli tatlıyı genç memura uzatırken sordu.

‘’Bugün ayın kaçı?’’

‘’Ayın birindeyiz sayın müdürüm.’’

İmza sirkülerinden çıkardığı, yaban domuzlarını konu alan resmi evrak çıktısını dörde katlayıp yapışkan tatlıyı üzerine koyan B. Şehri Tarım Müdürü, delikanlının gözlerinin içine bakarak tespihini döndürdü, ‘’Sağlam çocuk. Ne falso verdi, ne kılı kıpırdadı. Helal olsun. Emekliye ayrılmasam tutardım elinden…’’ Müdanasız, tane tane konuştu sonra, ‘’Allah bir, sen iki, ben üç, sekreter hanım dört. Resmi yazıdan beşinci bir kişinin haberi olmayacak. Anlaştık mı?’’

‘’Nasıl takdir ederseniz efendim.’’

Hem bakanlık yazısını, hem G. Şehri Tarım Müdürlüğünden gelen cevabi metni defalarca okumasına rağmen, sanki önemsiz bir meseleymiş gibi gözlerini evraktan yana deviren Tarım Müdürü sordu: ‘’Yazı günlü müydü?’’

‘’Bir ay içinde cevaplanması gerekiyor müdürüm.’’

‘’Peki, ölmez de sağ kalırsak, bu ayın otuzuna kadar küçük sırrımız bizimle yaşayacak demektir…’’

‘’Hangi sır?’’

‘’Aferin. Al şu kalemi. Çıkarken müsvedde kâğıtları sekreter hanıma bırakırsın, bilgisayarda temize çekecek. Haydi, yaz bakalım!’’

Tarım Müdürü söyledi, genç memur yazdı.

“Yaban Domuzu Popülasyon Artışı ve Göç Hareketleri Hakkında. Tarım ve Orman Bakanlığı ilgi yazısı ile G. Şehri Tarım ve Orman Müdürlüğünün cevabi yazısına istinaden. Belirtilen hususların tamamı Müdürlüğümüzce değerlendirilmiş, bilhassa kırsal üretim arazilerinde lazım görülen saha çalışmaları ve tetkikler ivedilikle gerçekleştirilmiştir. Avcı ve Atıcı Dernekleri başta olmak üzere, paydaş kurumlar el birliğiyle çalışmış, buna mukabil, müspet netice alınamamıştır. Yapılan tetkikler neticesinde, konuya bahis olan yaban domuzu sürüsünün B. şehri sınırlarını talan ederek E. şehrine geçtiği tarafımızca tespit edilmiştir. Bilgilerinize arz ederim.”

‘’Şahane oldu müdürüm. Elinize sağlık.’’

‘’Sayende güzel kardeşim, sayende. Haydi, sana da hayırlı olsun bakalım.’’

Dağıtım memuru arayan gözlerle bakarken, B. Şehri Tarım Müdürü arkasını dönmüş, orkidelerini sulamaya başlamıştı.

‘’Bir haftalık idari iznini diyorum. İyice dinlen. Mukaddes vatan toprağı sizin gibi hayırlı memurlara muhtaçtır evladım.’’

***

TÜRKİYE’NİN EN GENÇ BÜROKRATI şayiasıyla yerel gazetelere defalarca manşet olan E. Şehri Tarım Müdürü tuttuğunu koparan, kopardığıyla ne yapacağını bilemeyen idealist bir yöneticiydi. Tarım ve Orman Bakanlığından gelen resmi yazıyla kucağına bırakılan iki cevap metnini ezberine alana dek okudu.

Enine boyuna düşündü. Vali beyi ehemmiyetsiz bir mesele için rahatsız etmeyi kendine yakıştıramadı. Şehrin yerlisiydi, olası bir domuz faciasında ne eşrafın, ne yerli üreticinin yüzüne bakabilirdi. Kaldı ki hükümet, mazot yardımlarıyla gübre teşviklerini keseli beri yolu kırsala düşmüyor, mümkün mertebe çarşıya, caddeye çıkmıyor, evine bile tali yollardan gidiyordu. Teknik meseleler istisna, mecbur kalmadığı sürece iyi kötü bir karar vermesini gerektiren acil durumlarda altlarına danışmayı izzetinefsine yediremediğinden, işte böylece, apışıp kalıyordu.

Kabaran ensesini kaşıdı. Acaba ne yapmak lazımdı? Bakanlık yazısını en baştan, önemli gördüğü yerlerin altını fosforlu kalemlerle çizerek yeniden okudu. Ucuz bir stand-up taslağını andıran resmi yazıya gülmek istiyor, tam kahkahayı basacakken boğazına bir şey takılıyordu. En çok da vahşi sürünün talan ettiği söylenen yazıda tarım arazilerinin konumlarından bahsedilmemesine şaşırdı. Dokuz ilçesi olan iki bin metrekarelik koca şehirde ekinleri kıran herhangi bir domuz sürüsünden bahsedilmesi nereden bakılsa aptalcaydı. Acaba birileri şaka mı yapıyordu? Yoksa bakanlığın veri tabanı vatan haini hackerlar tarafından ele mi geçirilmişti? Buna mukabil, mağdur olduğu belirtilen vatandaşların ıslak imzaları apaçık gerçekti. Üşenmeden saydı: 1257 imza! Anlam veremediği diğer husus, bakanlığa cevap yazan G. ve B. şehirlerinin sınırını aşıp E. Şehri sınırlarına giren sürünün takip ettiği güzergâhın belirtilmemiş olmasıydı. Kısa, kuru cevap yazılarına, koskoca bakanlık müsteşarlarının itibar etme ihtimalini aklı mantığı almıyordu.

Daha fazla diretmeye lüzum görmedi. Müdür yardımcısıyla bölge kırsalını avucunun içi gibi bilen saha kontrol şefini makamına çağırdı. Konuyu en ince ayrıntısına kadar, saatlerce tetkik ettiler. Resmi yazıda belirtildiği üzere geniş çaplı bir komisyon kurulmasına karar verildi. Başkanlığını bizzat üstlenecek, bilhassa avcıları teşvik primleriyle motive ederek A’dan Z’ye her ayrıntıyı kayıt altına alacaktı. Sonuç ne olursa olsun, süreci titizlikle takip ettiğini gösteren belgeleri müfettişlere gösterdiği sürece kimse onu suçlayamazdı.

İl sathında hummalı bir çalışma yürütüldü. Merkez ilçeler başta, on bir ilçenin avcı derneği başkanlarının katılımıyla geniş çaplı bir toplantı tertip edildi. Yaban Domuzu Durum Değerlendirme Komisyonu kararına göre, ilgili mevzuat uyarınca hazırlanan teşvik ödemeleri en yüksek prim değerine göre hesaplandı. Kuyruk başına 5000 TL! Ekipmanları yeterli seviyede olmayanlara pompalı tüfek, kar ayakkabısı ve domuz kurşunu temin edilecek, köpekleri hastalanan avcılara ücretsiz klinik açılacak, arazi araçlarına sınırsız mazot desteği sağlanacaktı.

Bakanlığa sunulacak ön değerlendirme raporuna bir ay vardı. Kuyruk Başına Destekleme Modelini pek beğenen avcılar işi gücü bırakıp sürek avına çıktılar. Yirmi sekizinci günün akşamı soğuk hava deposunu açtılar. Bilirkişi, noter ve müşahitler eşliğinde kuyruk sayımı yapıldı. E. Şehri Tarım Müdürü, TOPLAM KUYRUK sütununu dolduran dört haneli rakamı efsunlu bir hatıranın, eski bir sevgilinin fotoğrafıymış gibi, bir zaman, hüzünle seyre daldı. 4975 adet domuz kuyruğu! Bu hesaba göre ülkedeki yaban domuzu popülasyonunun %39.47’si E. Şehri kırsalında yer alıyor, sürek avının kuruma olan maliyeti otuz milyonu geçiyordu.

Akşama doğru trombosit değerleriyle ayrıntılı laboratuvar analizleri geldi. Seçili deneklerden alınan DNA ve doku örneklerine göre 100 hayvanın 96.79’luk kısmı sus scrofa domesticus türüyle işaretlenmişti. ‘’Allah Allah…’’ dedi, E. Şehri Tarım Müdürü, çiçek bozuğu yanaklarını kaşırken, ‘’Domesticus da ne ola?’’ Analizleri getiren uzman hekime bu kelimenin ne manaya geldiğini sordu.

Aldığı cevaba karşılık omuzları çöküverdi. Ağır adımlarla makam odasına yürüdü. Yürüdü, yürüdü, yürüdü… Yüz yıl boyunca yürüdü…

Yazıcı memura resmi yazıya bizzat cevap vereceğini, ikinci bir emre kadar ziyaretçi kabul etmemesini tembihledi.

Odaya girmesiyle klavyenin parçalanması bir oldu. Oturdu. Bir sigara yaktı. Bir yandan yazıyor, öte yandan ağlıyordu.

“Yaban Domuzu Popülasyon Artışı ve Göç Hareketleri Hakkında. Tarım ve Orman Bakanlığı ilgi yazısı ile B. Şehri Tarım ve Orman Müdürlüğünün cevabi yazısına istinaden. Belirtilen hususların tamamı Müdürlüğümüzce değerlendirilmiş olup, bilhassa tarım arazilerinde lazım görülen saha çalışmaları ve tetkikler ivedilikle gerçekleştirilmiştir. Avcı ve Atıcı Dernekleri başta olmak üzere, paydaş kurumlar el birliğiyle çalışmış, buna mukabil olumlu sonuç alınamamıştır. Yapılan incelemeler neticesinde, söz konusu yaban domuzu sürüsünün E. şehri sınırlarını geçerek K. şehrine yöneldiği tarafımızca tespit edilmiştir. Bilgilerinize arz ederim.”

Malzeme ofisinden yeni bir klavye isteyip resmi evrakı onaylamadan önce, iyice emin olmak için bir daha baktı. Evet, lanet olası uzman hekim haklıydı. Domesticus, Latincede evcil hayvan manasına geliyordu.

Avcılar, kuyrukların tamamını domuz çiftliklerinden getirmişlerdi.

***

Harita paftalarını ayıran kalın çizgilerin aksine aynı dili konuşan eşsiz bir coğrafyanın kıyısında, handiyse çırılçıplaktılar. Sertliğini koruyan toprak sanki yumuşamak istiyor, biri dokunsa da ağlayıversem diye gökyüzüne bakıyordu.

Jandarma Komutanı termal kameraların kapatılması yönünde emir verdi. KAÇAK HAYVANCILIK SINIR TUTANAKLARI klasörünü başının altına yastık yapan K. Şehri Tarım Müdürü, korucu başının gür sesine uyandı.

‘’Geliyorlar! Kuzey yönünden…’’

Jandarma Komutanı, kalın gövdesini güç bela çevirip, ağrıdan çatlamak üzere olan başını koruluktan tarafa çevirdi. Rüzgârın uğultusu duyulmuyor, apaçık görülüyordu. Tarım Müdürü, tozlu ceketinin yakalarını kaldırıp geniş platoyu kıyı bucak taradı.

‘’Evet, kalabalık bir grup… Koruluğa doğru on beş gölge saydım. Hayvanlar semiz. Mekkârelere tütün ve elektronik cihaz yüklemişler. Güney yamacından inenler de var.’’

‘’Ortada buluşacaklar.’’ dedi, Jandarma Komutanı, yakın dostu Tarım Müdürünün sırtını sıvazlarken, ‘’Dere ağzında, işte, tam şurada. Davarlar susamış olmalı.’’

İlk defa dolu şarjörlerle sınır hattına bu denli yakın mevzi alan askerler heyecandan ölmek üzereydi.

‘’Sakin olun ve emrimi bekleyin. Üç dediğimde…’’

Vaktiyle kervanların, orduların, âşıkların, nice göçebelerin geçtiği derin kanyonda saatlerdir kuş uçmuyordu. Neden sonra askerler, git gide koyulan sessizliği un ufak ediverdiler.

Binbir Kilise’nin kızıl taşlarını geçip kent meydanına yöneldiklerinde K. Şehri Tarım Müdürü daha fazla dayanamadı.

“Böyle anlaşmamıştık. Söz vermiştin bana!”

Jandarma Komutanı gülümsedi. Zippo çakmağını ateşleyip bir sigara daha yaktı.

“Tutamayacağım hiçbir söz vermedim sana…’’

“Çocuklar vardı! Sadece korkutacaktık.”

‘’Evet, amacımıza ulaştık öyleyse. Kimseyi öldürmedik, korkma.’’

Ani Harabelerini geride bıraktılar. Asfalt yola çıkmalarıyla birlikte internet hatları da açıldı. Askeri cipin alıcısından Erivan Radyosu’na bağlanan Jandarma Komutanı, ‘’Bu halk türküsünü çok severim. Arev dzagets Masis sarin!’’ diye gürledi, kahkahalarla sarsılıp teybin sesini açarken.

K. Şehri Tarım Müdürü, telefonuna gelen ‘Yaban Domuzu Popülasyon Artışı ve Göç Hareketleri’ konulu resmi yazı bildirimini okurken, Ermenistan sınırında güneş doğmak üzereydi.

Bahadır Dadak

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR

3 Yorum

  • Cüneyt Dal , 23/06/2026

    Bahadır Dadak iyi ki var!

  • tumturaklıeltiler , 22/06/2026

    Acilen roman yazmanız gerektiğini söyleyen oldu mu daha önce ?

    • Cüneyt Uysal , 22/06/2026

      Bana film çekmeli gibi geliyor. Bahadır Dadak’ı platolarda başrollere bağırırken hayal edebiliyor musunuz? Sulhi Ceylan da yapımcı olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir