Fârâbî’nin Duası

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum!

1- Ey Zorunlu Varlık! Ey sebeplerin sebebi, ezelî ve ebedî olan Allah’ım! Beni yanılgılardan korumanı, bana senin hoşnut olacağın eylemi emel yapmanı istiyorum!

2- Ey bütün Âlemlerin Rabbi olan Allah’ım! Bana bütün iyi hasletleri bahşet, işlerimde güzel neticeler ver, gayelerimde ve isteklerimde beni başarılı kıl!

Evrende nehirlerin coşkun aktığı gibi akan yedi yıldızın sahibi, aydınlatıcısı Rab!

O yıldızlar, O’nun iyilikleriyle, bütün cevheri kuşatan iradesiyle işlerini yaparlar.

Zuhal, Utarit ve Müşteri gibi yıldızların bizzat kendilerinden bir şey beklemem, ben hayrı, her şeyi senden beklerim!

3- Allah’ım! Bana güzellik elbiseleri giydir, iyilik ve güzellikler ver. Peygamberlerin kerametlerini ve zenginlerin saadetini, bilgelerin ilimlerini, muttakilerin mutlulukların ver!

4- Allah’ım! Beni mutsuzluk ve yokluk âleminden kurtar! Beni kötülüğe bulaşmamışlardan, sevgiyle bağlı olanlardan, dosdoğru kişiler ve şehitlerle birlikte gökte yaşayanlardan eyle!

Sen öyle yüce bir varlıksın ki, senden başka ilah yoktur! Varlıkların yegâne sebebi, yerin ve göğün nuru Sensin. Allah’ım! Bana Fa’al Akıldan bir feyiz bahşet!

Ey ululuk ve iyilik sahibi Allah’ım! Ruhumu hikmet nuruyla süsle! Bağış olarak benim için taktir ettiğin nimeti (şükrünü) bana ilham et!

Bana hakkı hak olarak göster ve ona uymanın yolunu ilham et! Bana batılı batıl olarak göster, beni batıla inanmaktan ve onu dinlemekten koru! Nefsimi ilk maddenin yapısından temizle! Şüphesiz ki sen, ilk nedensin!

Ey bütün varlıkların sebebi olan Hak

Bütün varlıkların feyzinden fışkırdığı kaynak.

Kat kat göklerin Rabbi, onların ortasına kara ve denizleri yerleştiren Rab.

Sana sığınarak, bir günahkâr olarak, sana yalvarıyorum!

Bu günahkâr ve ihmalkârın suçunu bağışla!

Ey evrenin Rabbi! Yüce katından bir feyiz ile,

Nefsimi, maddî ve manevî kirlerden temizle!

5- Ey yüce kişilerin, yıldızlar âleminin gökyüzündeki ruhların sahibi Allah’ım! Kuluna, şehevî şeylerin, aşağılık dünyanın sevgisi baskın geldi. Sen himayeni, beni hatalara düşmekten koruyucu kıl!

Benim için takvanı, her türlü aşırılığa karşı kalkan yap! Muhakkak sen her şeyin kuşatıcısısın.

6- Ey Allah’ım! Beni dört unsurun esaretinden kurtar ve beni geniş katına ve yüce huzuruna al!

7- Allah’ım! Bana vereceğin yeterliliği, gücü, topraksı cisimler ve varlıkla ilgili olan düşünceler arasındaki yerilmiş ilişkilerimi kesmem için bir sebep kıl; hikmeti ve ruhumu ilâhi alemler ve yüce ruhlarla birlikte olmaya vesile kıl.

8- Allah’ım! Benim ruhumu Cebrail vasıtasıyla aydınlat! Aklıma ve duyguma olgun hikmetle etki et! Fizik âleminin yerine, melekleri bana yoldaş eyle!

9- Allah’ım! Bana doğruyu ilham et! İmanımı takva ile pekiştir! Nefsimde dünya sevgisine karşı nefret uyandır!

10- Allah’ım! Benliğimi, geçici şehvetleri yıkmaya karşı güçlü kıl! Ruhumu kalıcı ruhlar yurduna ulaştır ve onu yüce cennetlerdeki değerli, şerefli varlıklar topluluğundan eyle!

11- Ey, hal ve söz diliyle konuşan varlıkların önünde olan Allah’ım seni tenzih ederim, şüphesiz ki Sen, o varlıklardan her birine hikmetinle lâyık olduğu şeyi verensin, o varlıklara, yokluğa nispetle varlığı bir nimet ve rahmet kılansın. Öz olsun, ilinti olsun tüm varlıklar senin nimetlerine müstahaktırlar ve nimetlerinin güzelliklerine şükrediyorlar. (Nitekim Sen;) “O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız” (buyurmaktasın).

12- Allah’ım seni tenzih ederim, sen yücesin, tek olan Allah’sın, yegânesin, Sen “Birsin, teksin, doğurmayan, doğurulmayan ve kendine hiçbir şey denk olmayan” eşsiz ve ihtiyaçsız Allah’sın!

13- Allah’ım kuşkusuz ki Sen, benim ruhumu dört unsurdan meydana gelen bir zindana hapsettin ve ruhumu parçalama işini, şehvetlerden oluşan birtakım yırtıcı hayvanlara havale ettin.

14- Allah’ım! Nefsimi (beni) ismetle yücelt! Sana yaraşan biçimde ona şefkat et! Senden gelen ve sana lâyık olan bir asaletle onu esirge! Gökteki yerine ulaştıracak bir tövbeyi ona lütfet! Kutsal makamına geri dönüşünü (ulaşmasını) çabuklaştır! Nefsimin karanlıkları üzerine Fa’al Akıl güneşini doğdur! Cehalet ve sapkınlıkların karanlıklarını ondan uzaklaştır. Ruhumda bilkuvve bulunanı güzellikleri aktif hale getir. Ruhumu bilgisizliğin karanlıklarından çıkarıp, hikmetin aydınlığına ve aklın ışığına ilet. (Nitekim sen;) “Allah inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır” (diye buyurmaktasın).

15- Ey Allah’ım! Bilinmeyenlerin gerçek suretlerini ruhuma rüyada göster! Ruhumu karma karışık kabuslardan, rüyalarında iyilikleri ve doğru müjdeyi görmeye dönüştür! Ruhumu etkileyen duyuların ve kuruntuların kirlerinden temizle!

Ruhumdan fizikî âlemin bulanıklığını uzaklaştır. Ruhumu, ruhlar âlemindeki yüce makama konuk et! Nitekim Sen! Bana hidayeti nasip eden, bana her şeyde yeterli olan ve beni himaye eden en yüce varlıksın!

Hamt yalnızca Allah’a mahsustur. Allah’ın rahmeti ve selamı sonsuza dek kendisinden sonra hiçbir peygamber gelmeyecek olana (Hz. Peygamber’e) olsun. (Âmin).

Ebû Nasr El-Fârâbî

Tercüme: Doç. Dr. İbrahim Hakkı Aydın


Kaynak: EBÛ NASR EL-FÂRÂBÎ’NİN BÜYÜK DUASI makalesini buradan indirebilirsiniz.

 

DİĞER YAZILAR

2 Yorum

  • Okur , 29/04/2026

    Bu duayı paylaştığınız için teşekkür ederim. Bir kaç ay evvel instagram üzerinden bir hesap bu duayı tek tek şerh etmişti. İlgilisi için bir kısmını paylaşıyorum.
    [“Benliğimi, geçici şehvetleri yıkmaya karşı güçlü kıl!
    Ruhumu, kalıcı ruhlar yurduna ulaştır; onu yüce cennetlerdeki şerefli varlıklar topluluğuna dahil eyle!”
    Bu kısımda üç kritik nokta var:
    1- Geçici şehvetler= nefsin heyûlâ kökenli eğilimleri Fârâbî’ye göre insan nefsi, sudur zincirinin en alt halkasında durduğu için maddî âlemin tüm kırılganlıklarını taşır.
    “Geçici şehvetler” dediği şey aslında: bedenin arzuları, maddenin çekim gücü, heyûlânın (ilk madde) şekilsiz, karanlık eğilimleri.
    Filozofun istediği şey “bu en alçak mertebe beni yönetmesin.”
    Bu, ahlakî bir “yapma-etme” değil, ontolojik bir terbiye talebidir:
    Maddenin beni belirlemesine izin verme; ben yukarıya, kendi özümün nuruna yürümek istiyorum.
    2- “Kalıcı ruhlar yurdu”= mücerret akılların âlemi
    Bu ifade cennet tasvirinden çok daha metafizik bir anlam taşır.
    Fârâbî’nin ruh doktrininde:
    Kalıcı olan: ayrık akılların bulunduğu akledilir alem.
    Geçici olan: maddenin, bedenin, hayâl gücünün sınırları.
    “Kalıcı ruhlar yurdu” dediği yer, sudûr zincirindeki üst halkalardır: faal akıl, felek akılları ve onların nurani düzeni.
    O, ruhunun bu yüksek akıllarla aynı istikamete yüksekmesini istiyor.
    Bu, gazel gibi dua etmek değil, akıl-ruh-hikmet üçlüsünün asli vatanına dönme çabası.
    3-“Şerefli varlıklar topluluğu”= mücerret akıllar
    Burada kast edilen:
    felek nefisleri,
    felek akılları,
    faal akıl,
    ve en yüksek metafizik düzen. Yani Fârâbî aslında diyor ki:
    “Ruhumu sudûrun geldiği yöne doğru geri yükselt; aşağılanmış maddenin katmanlarından çıkar; şerefli mücerret varlıkların cemaatine kat.”]
    @senaalbayrakstudio isimli kullanıcının farabi şerh isimli öne çıkanlarında var. Hazıra konup kafa yormak istemeyen ya da farklı bir bakış görmek isteyenler bakabilir.

  • suheylaninamcasininkizi , 29/04/2026

    Farabi aslında itikadi açıdan ilim otoriteleri tarafından ciddi eleştirilere maruz kalıyor. Hepimizin yakından tanıdığı kimi ‘çok bilmiş’ hocalar ve din konusundaki hassasiyeti yüksek olan bazı çevreler; kendilerini Ehl-i Sünnet’in yegane temsilcisi görerek onun gökyüzüne ilişkin yorumlarını çekiştirip dururlar. Sudûr’un nereden kaynaklandığına ilişkin metafiziksel bir sorun. Kastımız o mesele

    Oysa fikir ve ilim derinliği bakımından bu hoca geçinenlerin hiçbiri, onun ortaya koyduğu çalışmaların ve ürettiği eserlerin onda birini bile ortaya koyamaz . İmkanı ve ilmi elverenler orijinalinden, diğerleri ise Türkçesinden el-Medinetü’l-Fazıla’yı mutlaka okusun. Okuyun. Bugünün Avrupa akademisinde, bilindik üniversiteler günde en az 100 sayfa devrim niteliğinde yayın üretiyorlar. Çağları aşan fikir, bilgi ve düşünce çalışmaları var; (keşke takip edebilseniz, yeterince etsek) fakat bu kümülatif olarak ilerlemiş, gelişmiş versiyondaki üretimde bile böylesi yok. Özellikle sosyoloji sahasına temas eden kardeşlerimiz; hem “Amin” desinler hem de duaya iştirak olarak o eseri mutlaka okusunlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir