Çeşme Başını Tutmamak

Dünyadaki varlığını İslâm ile belirli kılanlar tartıda hile yapmaya tenezzül etmeyen insanlardır. Bu yüzden Müslüman sıfatını taşıyanların, kendilerinden yalnızca hayır beklenenler olduğuna inanırız. Eğer biri Müslümanlığını diline doladığı halde kendisinden hayır dışında bir beklenti içine giriliyor, insanları tedirgin ediyorsa onun imanının dilinden aşağı inmediğine vehmedilebilir. Tartıda hile yapmamak ifadesi akla ilk gelen anlamı da içermekle beraber tartının ötesinde bir şeyler canlandırmalı zihnimizde. Yeryüzünde temas ettiğimiz her şey tartımıza ilişkindir ve ancak tartının sıhhatiyle bir yüksekliğe kavuşabilir. Aile ilişkilerinden rahatsızlık duyarak kendini geri çekmek, iş ahlâkını hevasının rengine boyamak, parayla olan temasta heyecana kapılmak, eşyayla münasebetinde faydacılık gözetmek bu cümledendir.

Her ne yapıyorsak yapalım, eğer gereğini yerine getirmiyorsak tartıda hile yapanlardan olduğumuzu peşinen beyan etmiş oluyoruz. Müslümanın ne elinden ne de dilinden bir endişeye kapılanamaz olduğunu haber veriyor Resûl-i Ekrem. Çünkü İslâm dairesinde olduğunu kabul eden herkes, her ne yapıyorsa, kendini şerden alıkoymaya, hayrını artırmaya niyet etmiş bir pozisyondadır.

Bunun aksini görmüyor muyuz? Görmediğimizi kimse söyleyemez. Fakat taşıdığı sıfatın gereğini yerine getirmeyenlerin Müslümanlığını yok saymakla da bir yere varamayız. Bu bir beşerin üstlenebileceği sorumluluğu aşıyor. Öyle olsaydı hayatında hataya hiç rastlayamayacağımız kimselerden haberdar olmamız gerekirdi. O halde her birimiz kendi tartımızın sıhhatini artırmakla mükellefiz. Bu mükellefiyet ise bizi yarın kıyametin kopacağından haberdar edilsek, elimizdeki son fidanı mutlaka dikmemiz gerektiğini bildiren hadis-i şerifin ufkuna taşır.

Nedir o ufuk? Mümin elinden ve dilinden kimseye bir zarar dokunmayacağı sorumluluğuyla yaşar ve tartının bir kefesinde kendini hayal eder. Tartının daima doğruyu gösterdiğinin temini için gayretimizi esirgemeyiz bu nedenle. Mümin olarak her ne yapıyorsak bu hali gözetmeye sıkı sıkıya bağlıdır müminlik sıfatımız. Dolayısıyla kıyametin kopacağını da bilsek her ne yapıyorsak yapmaya devam ederiz. Kıyametin kopacağı haberi, bizi yaptığımız işten yüz çevirip kıyamet hazırlığına sürüklemez. Çünkü yaptığımız işler, taşıdığımız halis niyet nedeniyle zaten yapılması gereken işlerin bir cüzüdür. Yani biz şerre kapı açacak bir işe en baştan tenezzül etmediğimiz için kıyamet kopsa dahi yapmakta olduğumuz şeyle aramıza mesafe koymayız.

İsmet Özel, “Siz öyle yaşayacak, öyle davranış göstereceksiniz ki, hangi meseleyi yüklendiğinizi ayrıca belirtmenize gerek kalmayacak” der. Sözün devamında ise “Bazı şeyleri göze almışsanız bunları niçin göze aldığınızı sizin yapmakta olduğunuz şeyler anlatacak.” diyerek Müminlerin her haliyle kıyamete hazırlık içinde olduğunu ifade eder. Hazreti Ömer’in zenginlik ve fakirliği, hangisine bindiğine önem vermediği iki binek gibi görmesini de bu ahlâkın misali varsayabiliriz.

Vaktiyle “Tek yol devrim”e karşılık “Tek yol İslâm” parolası dilden dile geziniyordu. Slogana Türkiye’de İslâm’ın tahakkuku için mi yoksa bazı insanların kendi ikballerine İslâm suyuyla abdest aldırma düşüncesi mi eşlik ediyordu sorusu ciddiyetini kaybetmedi. Bunun üzerinden cevaplar almak mümkün ve fakat vakıanın seyri, bugün tüm yönleriyle cevaba eriştiğimizi de gösteriyor.

Tek yolun İslâm olmadığını her bakımdan tecrübe etmeye devam ediyoruz. Fakat bir yerlerde Müslümanlık sıfatını taşıyanların elinden, hayırdan başka bir şey zuhur etmeyeceği fikrine yakın olmakta ısrarcı birileri de hâlâ var. Onların tartıda yani temas ettiği her şeyin gereğini yerine getireceğini, kıyametin kopacağı haberini alsa dahi yaptığı işten geri durmayacağının tesellisini duyuyoruz. Kıyamet haberini aldığında tedirginlikle çeşme başına koşacak olanlara ise dua etmekten başka yapılabilecek bir şey yok. Onlara duada ısrarcı olmamak kendimizi bütünüyle hatadan arınmış görme komikliğine düşürür.

İbrahim Orhun Kaplan

 

 

DİĞER YAZILAR

3 Yorum

  • davut bayraklı , 01/07/2026

    yazı tüm güzel yanlarına rağmen sanki yarıda kesilmiş, söylenecek bir şeyler daha varken erken bitirilmiş hissi de vermiyor değil. Bir editör gözüyle ben öyle gördüm en azından. He rşeye rağmen güzel, tadı damakta kalan bir yazı olmuş. Baki muhabbetle…

  • ZeSa , 30/06/2026

    Bu güzel yazı gibi daha nicelerini okumak istiyoruz. Yazara tebrik ve teşekkürler.

  • Beklenti İçindeki Okur , 29/06/2026

    Yazar haftalık böyle yazılar yazsa, biz de okusak ne güzel olur. Kalemine sağlık yazarın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir