
hayat bir iç geçirme kürdilihicazkardan nihavende
geçiyorum mavimtırak kurşuniden zeytuni bir yeşile
yine de aksırtamıyorum aksırması gereken hayvanı
ve canımı sıkıyor endüstriyel limonların politik tadı.
sen diye başlıyorum kuramayacağım cümlelere sen
gencecikliğiyle yanaklarıma has kızarmak yanaklarına has
esnafları uyandırdığımız arka sokak pörtlek dudaklı
cinlerinin meskenidir artık cinlerinin ekşittiğin sözlerin
sararmış perdelerinde ölüp dirilen köpeklerinin.
geçti
geçti ömür bir nefesten bir başka nefese nasip
gelsen de artık göze alarak göz olarak bin bir mevsime
geçti ömür bir nefesten bir başka nefese.
insan istese de hükmedemiyor vakte ve takdire
hatırlıyor musun sözleşmiştik yaz gelince de resim çizmeye
hatırla tophane’deki sergide ikimiz
nasip.
yıkabilsem yıkardım yıkamıyorum bunları da pazartesiye
hükmetmek derdinde kaşla göz arası her şeye annen bile
özür dilenmez beyan edilirmiş beyan ederim özrümü
bize göre değil tasarlanmış hayatlar menajerler ve gösteri
düşünüyorum işte derviş mi olsam ben diye
ben derviş olamam ki.
yarım kalıyor cümlelerimiz ellerimiz boş kalıyor bak
bak sustun yine sustum ben hiç konuşmamış gibi bak.
bak.
hayat bir iç geçirme kürdilihicazkardan nihavende
geçiyorum mavimtırak kurşuniden zeytuni bir yeşile
yine de aksırtamıyorum aksırması gereken hayvanı
ve canımı sıkıyor endüstriyel limonların politik tadı.
Emir Efe Ergüt


2 Yorum