- Davut Bayraklı
- 10/10/2012
- Kitap
Algı Kalesi – Rastlantı ve Devinim
“Her kaosta bir sistem, her düzensizlikte bir düzen vardır.” Carl G. Young’a ait bu sözlerle başlıyor “Algı Kalesi.” Felsefi konular
“Her kaosta bir sistem, her düzensizlikte bir düzen vardır.” Carl G. Young’a ait bu sözlerle başlıyor “Algı Kalesi.” Felsefi konular
“XVIII. asra kadar kimse Shakespeare’den kimse bahsetmez, Voltaier’e kadar. Sonra hakkında hakaretler yazılır. Daha sonra XIX. asırda Tolstoy tenkit eder onu. Tolstoy, Shakespeare’i
Zülüf geceli aksanın, çoğu zaman diyar diyar dolaşan hüdhüd kuşları kadar güzeldir. Aşkın yansımalarına doğru uzandıkça senin bahçelerinin meyvaları,
Sesimiz vardır. Sesimiz bir geceyi yankılar. Gecenin paranoyak pikaplarında yankılanır sesimiz. Düşlerimizin çağıldayan ilmeğinde. Ki bizim sesimiz varsa eğer
Yüksek yerlerden geçiyorum. Yüksek dedimse öyle aklınız hemen bir uçurum kenarına gitmesin. Benim yüksek yerlerden algılamam duygu ve düşünce
Sevgilim, sana başta söylemek istiyorum ki ben bir Eisenstein değilim. Benim karnemde pek beşler olmadığı gibi dörtler ve üçler
Sana bir söz söylesem, onu benim yerime tamamlar mısın? Çünkü ben yorgunum. Çünkü yaşamaktan yoruldum. Çünkü aşk bende yaralı
Yine bir isyanın yazılma vakti gelmiştir… Durgun ağaçlar ve vakti sarnıcına yüklenen dehlizler… Bir yüreğin içindeyim şimdi kimsenin görmediği. Ellerimde
Bir yağmur yağar. Kimse anlayamaz bir an için, kimse algılayamaz. Ancak değişmeye başlamıştır dünya hayatı. Belki bir ölüyü kabrinden
Yüreği batılılık ekseninde mazoşist, aksanı desen bilmediğim bir mezcup. Gözleri birer uçurum sanki yaşamaya, elleri şehrayini gibi desenlerin. Yüzü
Ben bir daha şiir yazmayacağımı anneme söyledim Zaten bunu Lady Gaga’ da bilir. Belki de bu yüzden başlamıştır sırf
Yükledi anlamını sırtına, onun için anlamsızlık kâfiydi. Ve birkaç dize bıraktı ardından, bir şiirde yarım bırakılmış. Sonra avuntularını, çaresizliğini,
“Değerli bir yazıysa Bilal Can’a ve Daha saf ve daha sadeyse özü Mustafa Çolak’a” Yüzünde birkaç kırık söz
1. Bazı şeyleri bilmemek gerekir. Yüzünü yere kapatarak ve hayatı beklemeyerek. Beklemeyerek yeryüzündeki o solgun ifadeyi, yalnızlığın büyüsünü üstüne örtmek