Hiçbir Şeyin Hikâyesi
Mustafa Çolak
Köstebek gibi yaşar olduk, yaşamın ortasındaki ölüme karşı.
İçimizdeki o hakikat arayışını hangi sözcüğe sığdırabilirsiniz ki?
Ali Ayçil, duru ve güzel bir şekilde sosyal realizm kokan ve alt kategorileri mevcut olan denemelerini bir arada topladığı ‘‘Ceviz Sandıkları ve Para Kasaları’’ adlı eserinde, eski toplumsal yaşamın/düzenin yeni toplumsal yaşama/düzene ayak uydurması arasındaki farka değinmiş. Toplamda 35 denemeden oluşan bu eser; bekleyişlerden, gidişlerden, toplumsal yaşamın içindeki olaylardan, yaşanmış hatıralardan ve yalnızlıklardan yol bularak bize ulaşmış. […]
Ruh, bedene yerleşmekle vatanını bulmuş değil bilakis misafir konumuna geçmiştir.
Sulhi Ceylan, özgürlük üzerine kafa patlatmış. Okunması kolay, hazmedilmesi zor okkalı cümleler kurmuş. O halde bizde soralım; “Özgür müyüz?”
İthaf: Acılarının geçmesi dileğiyle Mustafa Çolak’a. Acıdır insanı yetiştiren.
Batık limanların hiç gelmeyecek yolcuları bilirler, bir bardak su ile okyanus farkını.
Ferit Genç’in derdini bizde merak ediyoruz.
Acaba diyoruz Ferit Genç kendi derdini merak ediyor mu?
İnsan zamanla her şeye alışıyor. Ölüme bile. Geride sadece özlem kalıyor. Zamansızca giden kişinin kokusunu, ellerini, yüzünü özlüyor. Ona benzeyen izler arıyoruz ama ne mümkün sadece kendi kendimizi kandırıyoruz. Bir insanın sahip olabileceği en güzel şeydir, gülen bir anne ve babayla büyümesi… Ve bir inanın en büyük görevidir çocuklarını gülen bir eşle gülerek büyütmesi… […]