yarın kabre doğru

yanık bir türkünün dilinde kalmaya çalışıyorum
ırgatlar şehrinin putlarını kırarak
aheste adımlar, yanık bağırlar ve çorak tarlalar
evimden uzak gurbet elinde taş duvarlar

geçerken güzü gelinlik gibi görüyorum
o köyün kızıl karanlık tarafını
bir daha dönememek ve görememek mi
ardına bile bakmadan toprağa yatmak
toz duman çukur küreklere vurarak

martı gibi göğe böyle bakan ben miyim
bütün mavilikler kayboluyor
kaçıyor yağmurlardan bulutlar
buram buram üzerimde kokan
papatya da değil gül de
yeşilimsi mersin gibi otlar belki de

terli bir mezar kazıcısı gibi
daha da derinlerde yuvalanmış adamlar
gönül gözlerime çakılarak
bakmak istiyorlar ta içerime
tedirgin mi olmalı şimdi

bugün üşüteceğim muhakkak
toprak kokulu rutubetlere yaslanarak
zemheri bir soğuk
hani nerede o cılız sesli adamlar
su mu bu bozkırdan fışkıran taş mı
boğazımın tam ortasında yumru yumru

Bilal Bahadır Kuzucuk

DİĞER YAZILAR

2 Yorum

  • Derya , 12/08/2022

    Siz hep yazın.

  • mezarcı , 12/08/2022

    terli bir mezar kazıcısı, çarptı beni. insan o kadar karmaşık ki, habire formül arıyoruz kendimizi anlamak için. insanı tarif eden vecizeler, koysak yan yana, dünyanın çevresini dört kere döner belki. yine de mübarek yine de muhterem bir gayret hem taptaze… terli bir mezar kazıcısıyız biz her birimiz. başımıza ne musibet geldiyse kendi ellerimizin kazancı ile. inşallah yine de affeder yüce rabbimiz. çünkü zaten duamız olmasa ne ehemmiyetimiz var.

    teşekkürler kardeşim.

    https://youtu.be/4pIZgN-N740

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir