Akıl Defteri: Aydın Yabancılaşması

Künye: Aydın Yabancılaşması (Üstseçkin heterodoksi), Mahmut Çetin, Biyografi.net Yay., 3. Baskı, Şubat 2009, İstanbul.

***

“İttihat ve Terakki kurucularında İbrahim Temo’nun, II. Meşrutiyet’ten sonra, cemiyetle arası açılır… Birinci dünya savaşı sonrası barış görüşmelerinde, Arnavutluk’un parçalanmaması ve toprak bütünlüğü için çalışır. İbrahim Temo’nun bizim için önemi, ‘aydın yabancılaşması’ndaki heterodoks etkiyi ifşa etmesi ve masonlukla izah edilemeyen ilişkisidir.” (sf:83)

“Abidin Nesimi’nin, babası Hüseyin Nesimi’nin pozitivist olduğu düşünülünce, vasiyet daha manidar hale geliyor. Pozitivist-Bektaşi baba Hüseyin Nesimi, oğluna dünya görüşü olarak Bektaşiliği vasiyet ediyor. Vasiyet sosyalist Bektaşilik şeklinde ortaya çıkıyor.” (sf:84)

“İnanç ve doktrinleri çerçevesinde Bektaşi tarikati liberaldir… O ne tam anlamıyla ortodoks sünni ne de şiidir. O daha ziyade çeşitli kaynaklardan faydalanır ve en kaba batıl inançlardan en materyalist dinsizliğe kadar ferdi inançlara dayanır.” (sf:88)

“Ziya Paşa, gençliğinde iki edebiyat çevresine devam etmiştir… Birinci çevre, meyhanelerdir. İkinci çevre Lebib Efendi Konağı’dır. Meyhaneler, yabancılaşan edebiyatçılar için tabiî bir çevre olmuştur.” (sf:100)

“Ziya Paşa’nın yabancılaşmasının ikinci veçhesi, onun masonluğudur. Tanzimat’dan sonra İstanbul’da mason localarının kurulduğu bilinmektedir. Tanzimat ricalinden Fuat ve Ali Paşalar’ın masonluğu bilinmektedir. İstanbul’daki mason locasına birçok ünlü zevat kayıtlıdır. Zaten Jöntürkler’le masonlar irtibattadır. Ziya Paşa da bu irtibatla mason olan zevattan biridir.” (sf:101)

“Nazım Hikmet’in babası da,  annesi de dindar insanlar değillerdir. Nazım Hikmet, onlardan hiçbir din eğitimi almamıştır. Ama dedesi Nazım Paşa, Mevlevi tarikatına bağlıdır.” (sf:103)

“Nazım Hikmet’in 1920 yılına kadar yazdığı şiirlerde, hep Mevlevi etkisi vardır. 1920’den sonra Nazım Hikmet sosyalizm rüzgârına kapılmıştır. Din adına heterodoks Mevleviliği tanıyan, modernleşmeyle yabancılaşmayı karıştıran bu aile, pozitivist bir çerçeve oluşturmuştur. Bu yapıdan çıkan bir materyaliste görünen yol, elbette sosyalizm olacaktır.” (sf:103)

“Yabancılaşmanın Tanzimat’la birlikte başlayan süreci, aşama itibariyle heterodoksi’den masonluğa geçiş aşaması olmakla birlikte, Mustafa Reşit Paşa ile erken pozitivizm sürecine girilmişitir.” (sf:163)

“Yabancılaşma Mustafa Reşit Paşa eliyle, daha açık bir şekilde batılılaşmaya ve işbirlikçiliğine dönüşür. Mustafa Reşit Paşa, batıcı kurumlaşmayı gerçekleştirmek için yerli unsurların ekonomik dayanaklarını kurutmayı hedefler.” (sf:163)

“İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin hemen hemen bütün üyeleri Makedonya’daki bir ya da birkaç gizli örgüte, çoğunlukla da mason localarına bağlıydılar. Kurucularının çoğu mason olmasına rağmen, hareketin başlangıç aşamalarında gayrimüslimler, hatta dönmeler Cemiyet’e kabul edilmemekteydiler. Talat Paşa’nın 1902’de, cemiyetin bir şubesini açma girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra masonlara katıldığını görmek ilginçtir.” (sf:173)

“İttihatçıların masonluğa yoğun giriş talebi, masonluk tarihi araştırmalarında ‘Selanik’te tekris çılgınlığı’ şeklinde dile getirilmiştir.” (sf:173)

“Cemil Meriç’de bu zorunlu gidişi görenlerdendir. ‘Sosyalizm, Tanzimat’la başlayan batılılaşmanın… En tabi sonucu değil mi? İmanını kaybenden, tarihten koparılan genç nesiller için son kurtuluş sosyalizm.’ Erol Güngör de, İnkilapçılık geleneği içinde yetişenler için, marksizmden başka açık kapı kalmadığını bilenlerdendir.” (sf:184)

“Küfür gerçeği örtme, gizleme çabasıyken, şirk, gerçeğe alternatif olma, eş koşma çabasıdır. Küfür edilgen, şirk etkendir. Tevhidi kabul etmeyen kâfirken, tevhide karşı ‘benim inancım doğrudur’ diye karşı önerme getiren müşriktir.” (sf:191)

“İnsan, tevhid inancı ile mutlak hakikate ulaşmak için yaratılmışken, ‘felsefe, birinin yanlışı öbürü tarafından çıkarılan vehimler, faraziler ve tahayyüller manzumesi olarak, insanı gayesinden uzaklaştırır. Karl Marks, tarih boyunca var olan materyalizmi sistemleştirerek, diğer beşeri düşünürlerden ayrılır. Onun farkı, tevhidi tanımadan, şirki sistemleştirme şeklinde özetlenebilir.” (sf: 194)

“Beşir Fuat ailesi ile Suriye’de bulunduğu zaman, Cizvitler Mektebi’nde tahsil yapmıştır.” (sf:200)

“ …Onun hayatındaki asıl mesele ‘hayatı sevmez ve bağlanma duygusu veremeyen’ materyalizmdir. Tabiî materyalizmin bir neticesi olan dinsizliğin, bir iç buhrana sebebiyet vermesi ve onu intihara kadar götürmesidir.” (sf:201)

“ …1895’den sonra beş yıl ‘Servet-i Fünun’un başyazarlığını yapar. Bunalımlı bir şahsiyeti vardır. Servet’i Fünun’un bunalımlı çizgisine, onun da katkısı vardır.” (…) ”Tevfik Fikret daima sıkıntılar ve tezatlar içindedir. ” (…) ”Tarih-i Kadim’de dinsizliğini açığa çıkarır.” (sf:207)

“Kozmopolitizm, kısaca dünya vatandaşlığı demektir… Kozmopolitler, millet kavramı yerine ‘insanlık ulusçuluğu’ ve vatan yerine ‘evren yurttaşlığı’ önerirler.” (sf:213)

“Halk yığınlarına oy hakkı verilmesinin, halk egemenliğini sağlayacağı ve bu egemen sınıfın iktidarını ortadan kaldıracağını sanmak yanıltıcı bir görüştür.” (sf:217)

“Eski bürokrasi merkezli tekelci sermaye uzanımlı üst seçkinlerin ‘öteki inşa’ faaliyeti üç değil de özetlenebilir. Türk değil, sünni değil ve (cihan hâkimiyeti merkezli) Osmanlı değil. Bunun karşısında her fikir ve oluş hali üst seçkinlerin kabulüdür. Üst seçkinler, Osmanlı’nın saray kostümlerini, mutfağını, güzel sanatlarını, ince zevklerini, hatta hat sanatı örneklerini bile çok beğenirler.  Sadece ve sadece cihan hâkimiyeti ülküsünü, Osmanlı’yı Osmanlı yapan bu değeri yani cihan devleti olma bilincini sevmez.”  (sf:218)

“Türkiye üstseçkinlerinin, her türlü ahlaki değeri ayaklar altına almasında, sabetaycı organizmanın zihniyet kirliliğinin etkisi vardır. Çünkü Sabetay Sevi, fenalığın yayılmasının kurtuluşu doğuracağına inanmaktaydı.” (sf:224)

“ …Thorstein Veblen’e göre, egemen sınıfın malları emek vererek elde edilmemiştir. Şiddetle ve hile ile kazanılmıştır. Eğlence sınıfı, leş yiyicidir…” (sf:225)

“Üstseçkinler, klanları gereği bencildir, egoisttir… Onlar amaçlarına ulaşmak için, göründükleri olmaktan uzaklaşır ikiyüzlü olurlar. Takiyye onların inançlarından gelen bir yöntemdir.” (sf:222)

DİĞER YAZILAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir