Yazın Bittiği
Yazın bittiği her yerde söylenir. Böyle kırmızı kalkan görülmemiştir Ölüleri örten yapraklardan başka. Çünkü sahiden yaz bitmiştir, Göle bakmaktan usanır
Yazın bittiği her yerde söylenir. Böyle kırmızı kalkan görülmemiştir Ölüleri örten yapraklardan başka. Çünkü sahiden yaz bitmiştir, Göle bakmaktan usanır
-çünkü insanız- Sessizliğe dönelim… O sessiz filme… Anne karnına… Mutluluk, güven ve var olma coşkusu Ve bilinmeyenin çekiciliğine… Ölülerimle baş
Bildiğin gibiyim, Sürekli kendimle karşılaşıyorum Sanki bir başkasıymışım gibi. Yüreğimde, yürümeyen kan Ve tecrübe edildikçe çoğalan yanılgının hazzı. Boşluk icat
fransızlar sinemada ‘içeriden bir bakış’ ödülü veriyorlar beatrice’in göğüsleri, şili’de pablo neruda dışarıdan bakıyorlar hayata postacılar ve şairler, yaşama sıkıca
kalkıp karanlık gecelerde ayrı odalarda gövdemde alacalı bir gölgeye varmak biliyorum göğsümdeki kalbime değildi bu sefer tırnaklarımı derinden kesmeseydim hayatı
Fecrin ötesinden Haşim Toparlacık kellesine bakar Ayna yoktur evinde Yüzünde çiçekler Demet demet Ruhuna diken batar Edebiyat üzgündür Hikemiyât düşünceli
Bir Wi-fi ağında titreşiyor tenim Her bağlantı kopuşu- bir organ kaybı “Şifre doğru ama sistem uyumsuz” Diye fısıldıyor modem ışıkları
Neysem oyum, fazlası değil, toprağımın azlığı! Islandıkça parmak uçlarımdan akıp giden… Seçilmiş bir yalnızlık, kaburgamdaki ezeli sızı, Bir baykuş karanlığı
Biz, Tanrı’nın çocukları değiliz Uçarız rüyalarımızda Bir türlü yere inemeyiz Öyle cömerttir ki Rabbimiz Rabbimizle yetinemeyiz Elma şekeri isteriz, pamuk
büyüyünce penguen olacağım sırtımda taştan oyulmuş çanta cebimde telaşlarla hıphızlı koşmam gerekecek ama adımlarım paytak ve kısa üstelik her yer
küçük iskender için nefret ediyorum senden! darağacının meyveleri acı iğreniyorum, tükürdüğün kemikten kendimden besleniyorum, ben ki sapına kadar bir erkeğim