Medfun Şiirler 6: Berg-i Hazân

Gelibolulu Mustafa Âli, Taşlıcalı Yahya için “Şekline bakanlar onun bir şair olduğuna asla inanmazdı. Hal ve hareketleri tuhaf karşılanırdı” demiş.

Medfun Şiirler 5: Cünbiş-i Aheste

Mihr parmak ile ol mahın cemalin gösterirMah-ı nev aynı ile ebrusu hilalin gösterir Kalbi saf ayineden öğren mülayim olmayıKim ki

Medfun Şiirler 4: Medeng-i İrade

(Keçecizâde İzzet Molla’nın Gülşen-i Aşk adlı eserinin ilk iki sayfası ) Meşhûrdur ki fısk ile olmaz cihan harâbEyler anı müdâhane-i âlimân harâb Bilmez

Medfun Şiirler 3: Hazine

Tevfik Fikret, bir neslin bilhassa Devlet-i Aliyye’yi yıkan kadroların idolü olmuştur. Kadim medeniyetimize, dinimize ve kitabımıza sövmek onunla birlikte bir

Medfun Şiirler 2: Tekbir-i Zâr Zarın

(…) Ağuş-ı mâderiden hâk-i vatan eazzdir, Andan daha muazzez bir nûrdur gubârın. Ser-pençe-i kazâdan bi-fark idi deminde, Zeyl-i rızâyı sarmış

Şiir Yazıyorum Çünkü 14

LXXXVVIV Şiir anlam örüntüleri içerisinde kendi anlamını dünya üzerindeki anlamlarla birleştirir. Diğer sanat dallarından ayrılan yanı bunu imgelere yaslayarak aktarmasıdır.

Medfun Şiirler 1: Bilmez

Bu ab u tâb kandan, meyhaneler de bilmez Sahbâda neş’e kimden, mestâneler de bilmez Çeşm-i medide-hâbe âyineler de hayrân Mahiyyet-i

Şiir Yazıyorum Çünkü 13

Hayalhanemize Işık Tutan Metin: Şiir    LXXXVIII İlhan Berk “Şiirin Gizli Tarihi”nde “Bir şiir yazılıp yeryüzüne çıkmışsa, dünyada bir şeyler

Şiir Yazıyorum Çünkü 12

LXXXV Şiir, bir iç kale savaşıdır. [şiir vurmak içindir. aklına geldiğinde yine tekrar ediyorsan ve sonra durup durup yine tekrar

Taklitten Tekâmüle IV: Güzelin Tazesi, Eskinin Yenisi

Bir şeyin yeni olup olmadığına dair hüküm verebilmek için yalnızca yeniye değil, eskiye de vâkıf olmak gerekir. Türk şiiri mevzubahis

Taklitten Tekâmüle III: Fuzûlî’nin Fazileti

“Nâmım Fuzûlî! Oturduğum yer Kerbela toprağıdır. Nereye ulaşsa, şiirlerime hürmet gösterilmesi icap eder! Şiirlerim ne altındır ne gümüş! Ne laldir

Taklitten Tekâmüle II: Meyveyi Tadarken Tohumu Hatırlamak

Klasik şiirimizle meşgul olan hemen herkesin bileceği meşhur bir şiir vardır, “Süzme ceşmin gelmesün müjgan müjgan üstüne / Urma zahmı

Taklitten Tekâmüle: Türk Şiirinde Mükemmelin İzini Sürmek

Türk şiiri taklit ve nazire şiiri şeklinde gelişmiştir. Tekke şiiri, divan şiiri, saz şiiri, taklit ve nazirenin ötesinde alıntı ve

Türk Şiirinin Ahenk Abideleri

Bir ses vakıası olarak ahenk, sesin uyumlu ve düzenli bir hâle bürünmesi, hoş bir sadâya dönüşmesi olarak tanımlanabilir. Bu yönüyle