“Dünya, Kirletilmez Bir İnatla Dönüyor”

“Dünya düzeni” dediğimiz tarihsel gerçeklik somut bir şekilde ifade edilemez. Düzen; ekonominin, politikanın, kültürün, bilimin veya başka bir etkenin işlemcisi, zaman zaman değişebilen ancak son takdirde topluma hükmedebilme amacı taşıyan bir etkiyi temsil eder. Bu etkiyi genellikle dolaylı yollardan bulduğumuz işaretlerle anlaşılır kılarız. Çünkü dünyanın dönüş hızı doğrudan bir gözlem yapmamıza izin vermez. Ancak hayatımızı etkileyen acı gerçeklerin arkasında, ne soyut ne de somut diyebileceğimiz üstelik her türlü kanının aksi de ispatlanabilecek türden şeylerin varlığı söz konusudur. Belirsizliğin olduğu yerde, meydan komplo teorilerine kalsa da kabullenmek zorunda kaldığımız bir gerçek var ki, o da, ortada tanımlanamayan bir gücün dünyayı inatla döndürüyor olmasıdır. Biz, bu gücün sınırları içinde yaşıyor ve ancak fark etmemizi istedikleri kadar olan biteni anlayabiliyoruz. Ne yazık ki anladığımız o şey de asla olan şey değildir.

Gördüklerimiz, aslında perde arkasında var olan yapay bir gücün belirlediği sınırlamalardan ibaret. Eric Hoffer‘a göre, bir düşüncenin etkili olabilmesi için gereken şeylerden birisi de anlaşılmaz olmasıdır. Bir düşünce anlaşılmaz olduğunda geriye kalan tek şey bu düşünceye inanacakların varlığıdır. Eğer dünya düzeninin başında veya sonunda yer aldığını düşündüğümüz güçler varsa, bu güçlerin görünüşte daha büyük ve anlaşılmaz olmasının nedeni biraz da budur. Çünkü yine Hoffer’a göre, anlamadığımız şeylere daha fazla inanma eğilimi duyarız. Kitlelerin inanç kozası bu temelde şekillenir.

***

Dünyanın bir düzeni olduğundan bahsetmek oldukça klişe bir hale geldi. Bu düşünceye maruz kalmak, üzerinde düşünmek ve çözüm üretmek için belli bir ihtisas ya da tecrübeye gerek kalmadı. Sosyal medya, bu düşüncenin bütün ciddiyetini hafifleten, ileri düzey mizahına sahne oluyor. Böyle bir ortamda dünya sistemi artık kafa yorulması gereken bir konu olmaktan çıktı. Bu durumdan rahatsız olanların “Bir şeyler yapmalı ama ne?” sorusuna aldığı cevap ise sisteme karşı savaşma düşüncesi.

Savaşmanın her hamle ile sistemi daha da güçlü hale getirdiğini bilmeden öne sürülen bu teklif, farkında olmadan kişiyi sistemin tuzağına çekiyor. Sistemle mücadele araçları kısa süre içinde dönüşerek tersinden işlev görmeye başlıyor. Özellikle Müslümanların ortaya koyduğu çözümlere baktığımızda ortaya çıkan sonuçlar budur. Bu konuda Dilek Yankaya’nın İslamî Burjuvazi isimli eserine bakılabilir.

İsmet Özel’in yaklaşımları arasında -görebildiğim kadarıyla- iki noktaya özellikle dikkat çektiğini fark ettim. O, sisteme karşı hiçbir şey yapmamanın bizatihi sistemi çökertecek şey olduğunu iddia ediyor. Kayıtsızlık şeklinde görülebilecek bu düşüncenin aslında eylemsizliğin de güçlü bir eylem olduğunu gösteriyor. İlle de bir şeyler yapmakta ısrar edenler için de bir teklifi var. O da çile…

***

Ara Not: İsmet Özel, “çile” kavramı hakkında oldukça çarpıcı tespitlerde bulunuyor. Çok çarpıcı olduğundan dolayı, elbette bazıları anlamakta zorlanabilir. Bu çarpıcılığı birilerinin çözümlemesi, parçalarına ayırması gerekiyor. Mesela tek tek moleküllerine ayırıp zıt kutuplar ile bir araya getirerek hassas terazilerde günler süren mikro ağırlık hesaplamaları yapılmalı. Bir süre kendi haline bırakılan düşünsel atom parçacıklarının inanılması güç boyutların yerçekimsiz etkisinden kurtarılmasıyla terkipler kurulmalı ve kimsenin anlayamayacağı seviyeden herkesin anlayabileceği seviyelere çarpıcılığından taviz vermeden indirilmeli. Aksi takdirde zihninizin kaldıramayacağı ağırlıktaki söz konusu çözümlemeler, ciddi bir tarih bilgisi gerektirdiğinden sağ lobda oksijen karşıtı homojen tepkimeli bir yanık ile hop oturup hop kalkmanıza neden olabilir. Daha önceleri onun anlatamadıkları, birilerinin de anlayamadıkları hususlarda benzer vakalar çok sık meydana geldiğinden işi gücü bırakıp birilerinin bu işe kendisini adaması kaçınılmaz. Konu İsmet Özel’e gelince ah vah edip, tüyleri diken diken olan yakınlarımızın (B.D) bu noktada onlar için nasıl mücadele edildiğini bilmemelerini de hoş karşılıyoruz.

***

Öncelikle aralıksız dönen modern ‘dünya düzeni’ içerisinde yaşadığımızı tekrar hatırlayalım. Bu düzenin belirli çarkları olduğunu da… Her birimin kendi içinde birbirini döndüren bizim göremediğimiz başka küçük çarkları olduğunu da biliyorsunuz. Pirincin içindeki siyah taş kadar beyaz taşa da dikkat edilmesi gerektiğini de… Sürü de, koyun kadar kurt olduğunu da… Çarkların yağlayıcısı değilmiş gibi gözüküp, çarkçı başı olanların tehlikesinden korkmalıyız. Bu çarkçılar hayatımızı, emeğimizi, zihnimizi manipüle etmekle kalmıyor, kendisini taltif etmemizi de istiyor. Tam bu noktada ne yapmalı diye ısrar edenlerin yoluna çıkan şey çiledir.

Çileye giren, Özel’in deyimiyle dünyayı döndüren mekanizmaya karşı direnmenin yollarını keşfeder. Ona göre çileyi doldurmak ve çileden çıkmak, insanın iç âleminde başlayan ve süregelen bir bilinçlenme halidir. Böylece kişi çile sayesinde olduğundan berrak bir zihne kavuşur ve daha geniş manevra alanı elde eder. Bu durum Ebû Ali Dekkâk hazretlerinin aktardığı bir anekdot ile daha anlaşılır olabilir. Dendiğine göre Hâris-i Muhâsibî hazretleri, içinde şüphe bulunan şeylere karşı hassasiyet geliştirmiş bir zat idi. Bu hassasiyeti nedeniyle Cenabı Hâkk ile arasında şüpheli durumlardan muhafaza edilmesini sağlayan bir mutabakat vardı. Haliyle farkında olsun ya da olmasın içinde şüphe bulunan şeylere karşı korunurdu. Bu korunma hali ise Ebû Ali Dekkâk hazretlerinin naklettiğine göre, ne zaman şüpheli bir yiyeceğe elini uzatsa parmağındaki bir damar harekete geçerek atmaya başlar ve onu uyarırmış. Bunun üzerine Hâris-i Muhâsibî hazretleri, o şeyi yemekten vazgeçermiş. İşte çile ile elde edilecek manevra alanı budur.

Çile dendiğinde aklımıza, dervişlerin küçücük odalarda ortalama kırk gün süren nefis terbiyesi ve ibadetle geçen faaliyetler bütünü gelir. Doğrudur da… Ancak hayat dinamik ve çağ hayli değiştiğinden artık sosyal medyadan kırk gün uzak kalarak dahi çileye girdiğimizi varsayabiliriz. Kalabalıklardan kırk gün uzak durarak bir çile hali yaşayabiliriz. Neticede niyet, niyeti tamamlar. İnsan, herhangi bir şeyden kendini muhafaza etmeye çalışıyorsa, o işin mesuliyetinden korunmak ya da mükâfatını elde etmek istediği için yapıyordur. Hâris-i Muhâsibî hazretlerinin şüpheli yiyeceklere karşı geliştirdiği hassasiyet ile sosyal medyadan uzak kalma düşüncesini taşıyan kişinin tavrı aynı yere çıkar. Çilesini dolduranlar Cenabı Hakk ile mutabakat sağlamış olur. Zaten Özel’in de kastettiği kendi çilesinin izlerini süren ve bir bilinç haline kavuşan insanların sisteme ve mekanizmaya karşı alacakları bu doğal tavır halinden başka bir şey değildir. Özel, insanın kendini yaşamak neye değer sorusuyla baş başa bıraktığı dönemi “çile” dönemi olarak tanımlıyor. Ona göre, çilenin dolması hali yaşamanın neye değdiği hususunda “itminan” sahibi olmaktan ibarettir. Ve bu itminan ile geliştirdiğimiz bilinç, sistem ile aramıza mesafe koymamızı sağlar. Sisteme karşı duyarsızlık, ilgisizlik doğurur. Bu hal üzerinden doğal bir yapılanma meydana gelmesi ise kaçınılmazdır.

Bununla sistemin, düzenin, mekanizmanın adına ne dersek diyelim çarklarını sekteye uğratabilecek güce elde edebiliriz. Bu da çilenin, iç ve dış âleme dair bilinçlenme sürecinin, Müslümanın iradesiyle yöneldiği ilmî ve amelî faaliyetin devamlılığıyla iç içe geçer. Şikâyet edip durduğumuz dünya sistemine karşı yapılacak en halis işin çile ya da hiçbir şey yapmamak olduğunu ve bu tavrın da aynı şekilde sisteme karşı bir dik başlılık olarak kabul edilmesi gerektiği ortada. Bu iki hal ideal bir düşünce olmanın ötesine geçmese bile işlevsel bir tekliftir. Dünyanın inatla dönüşüne karşılık, tabiat kanunlarının işleyişini çözmekle ve felsefi sorgulamalar ile her an kesintisiz parsayı götüren bu sisteme karşı bir anlam arayışı içindeysek başımız dertten kurtulmayacak demektir. Bu yüzden irademiz, çileye girdiğimiz gibi çıkmamızı da sağlamak zorunda. Aksi takdirde ne bu çile biter ne de iklim krizi ve benzerleri… 

İbrahim Orhun Kaplan

 

DİĞER YAZILAR

1 Yorum

  • Bir Akşam Gezintisi Değil Bir İstiklâl Yürüyüşü , 25/08/2023

    Bir İstiklâl Yürüyüşü gibi bir yazı olmuş.Ellerinize sağlık.🌹🤴🏿

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir