
Kısır döngü, bir şeyin ispatının yine kendisine dönmesiyle oluşan hatalı akıl yürütme biçimidir. Daha açık bir ifadeyle, ispat edilmek istenen şeyin, aslında ispat aracı olarak kullanılmasıdır. Kişinin, doğru söylediğini ispatlamak için yalancı olmadığını öne sürmesi buna örnektir. Böyle biri, düşüncesinin kendi üzerine kapanan bir daire çizdiğini fark etmeden konuşur. Bir şeyin açıklamasının kendisi olamayacağını akledemez. Kısır döngüde nedenle sonuç sürekli yer değiştirir, birbirini gerekçelendirirken aynı zamanda birbirini tüketir. Bu döngü, başlangıcı olmayan tekrar ve çıkışı olmayan labirenttir.
Kısır döngü, biri olmadan var olamayan iki şeyin, hem birbirini doğurup hem de birbirini yok ettiği bir denge halidir. İnsan düşüncesinin sıkça içine düştüğü bu meşhur kapan, çözümsüzlüğün karanlık kuyularındandır. Bu durumda kişi, çözüm ürettiğini sanarak aynı basamakları tekrar tekrar tırmanır.
Kısır döngüyü sürekli harlanan ve böylece kendini büyütmeye devam eden bir ateş olarak da görebiliriz. İnsanı düşündüğümüzde ise bu ateşi bir ömür harlamaktan usanmayan bir varlık ile karşı karşıya olduğumuz gerçeğine toslarız. Aynı hatayı sonsuza dek tekrarlamak! Arzuları ve korkularını sürekli tekrarlayan ve bunlara yapmak için kendine bahaneler üreten insan, kısır döngünün içinde olduğunu fark etmediği için kendini tekrarlamaya devam eder. Mesela aradığı sevgiyi bulamayan birinin hayal kırıklığı yaşaması bir zaman sonra kendi içine kapanmasına sebebiyet verir. Fakat bir süre sonra tekrar sevgi beklentisi kendini gösterir ve döngü böylece başlamış olur. Yine her günahın akabinde pişman olup tövbe eden birinin, bir süre sonra tekrar aynı günaha merhaba demesi de kısır döngüden başka bir şey değildir. Nefs-i emmare yahut nefs-i levvame makamında ortaya çıkan ve kişinin manevi olarak ilerlemesini engelleyen bu sürekli gaflet hali zamanla pişmanlığı da yüzeyselleştirerek kendine hareket alanı açar.
İnsan, kendinin kısır döngüsüdür. Aynı hatalar ve korkularla kendine bir hapishane yapar ve bu hapishanenin hücreleri arasında gezinir durur. Zamanla hücreler tanıdık hale geldiği için yapılanların yanlış olduğu da gözden kaçar. İnsan, içine düştüğü kısır döngü sayesinde günah ve hatalarını normalleştirir. Normalleşen her şey ise alışkanlık adını alıp hayatın merkezinde yer edinir. Halbuki alışkanlıklar mahkumiyetin işaretidir. Fakat insan, ne yapar eder bu işarete karşı kendini kör kılar ve bir döngünün içinde yaşamaya başlar.
Değişim hayatın kanunudur. Her an, yeni bir anda olduğunun farkına varmayan ve kendisinin de sürekli (bedenen) yenilendiğini fark etmeyen insan, içinde nefes aldığı tekrarlar sayesinde değişimin dışında bir hayat yaşar. Değişimi reddetmek aslında gelişime ve hatta kemale doğru yol almaya sırtını dönmektir. İşte burada da haliyle kısır döngüler hayata hâkim olur ve kendini tekrar etmekten bıkmayan ve usanmayan insanı imal eder. Yahut insan kendini bu imalin gönüllü ham maddesi haline getirir.
İnsan, kendini aynı döngüsel davranış biçiminde bulduğunda, bu tekrarlarda bir anlam aramalıdır. Her tekrar, bastırılmış bir sorunun işareti olabilir. “Bu döngü bana neyi göstermeye çalışıyor?” sorusu, uyanışın ilk adımı olabilir. Döngüsel davranışları tetikleyen uyarıcılar fark edilince döngüden çıkış kapısı da kendini gösterir. İnsan, geçmişin hafızası altında ezildiği için aynı hataları sürekli tekrar eder. Geçmiş, sigaya çekilmedikçe yani geçmişle hesaplaşılmadıkça gölgesi insanın önüne düşmeye devam eder.
Bir sonraki adım ise, kişinin kendini yenilemesidir. Yenilenmek, geçmişin gölgesinden çıkmayı sağladığı gibi önyargılardan vazgeçilmesine de vesile olur. Fakat unutmamalı ki yenilenme değişim içerdiği için belirsiz ve acı verici olabilir. Aksine kısır döngüler ise genelde konforlu bir alan sağlar, tanıdık olduğu için sahte güven duygusu üretir. Bu yüzden çoğu zaman insan aynı düşünce kalıplarına ve aynı davranış biçimlerine tutunur.
Kısır döngüden çıkmak, insanın kendi iç döngüsünün farkına varıp iradesini eline almasıyla mümkündür. Devrim, öncelikle içte başlamalı ki dışı da etkisi altına alabilsin. Aklın eşlik etmediği hiçbir hareket, kişiyi içinde debelendiği bu döngülerden kurtaramaz.
Her insan için kendi kısır döngüsü mantıklı görünür. Çünkü kendine karşı her zaman müsamahakardır. İnsan, kendi düşüncesinin dışına çıkmadıkça bu körlükten kurtulamaz. O halde kendisini başka bir bakış açısıyla (gözle) değerlendirmek en doğru yoldur.
Sözün özü kendi kuyruğunu kovalamaktan ibaret olan kısır döngü, eğer üzerine gidilmez, hakkında düşünülmez ve kendisi ile yüzleşilmezse, ahtapot gibi kollarını uzatır ve ömür boyu insanı sarar ve hatta en son boğar.
Sulhi Ceylan


1 Yorum