Son Kibrit için Ağıt
Bir yığın odun bir yığın odunla tut ki tüm arzu dolu göz kapakların ardında Herkes bir ihtimale çivilenir -bunu bil-
Bir yığın odun bir yığın odunla tut ki tüm arzu dolu göz kapakların ardında Herkes bir ihtimale çivilenir -bunu bil-
Rüzgârdım bir zamantüm donuk mutlulukların çardağındarengini yağmur ve güle sunanve karanlığı durmadan dağıtanyerin en dibinde sessizce yağan telaştaatıldım saflıktan, yasalardan
Modern çağın getirisi olarak medyatik ve sanal sistemler sayesinde kulak ardı edilmeye çalışılan bir kelimedir bence “beklemek”. İnsan, durursa düşeceği,
1. bu bilinmeyenden gelen bilinmeyen sesimleyarını bekleyemembir çiçek açsın artık kalbin gök pergeliylebedeni olmayan umuda, kelimesi kalmamış pencereyebir çiçek, yıldız
Duvarlarımı ör benim, gün yarılamadan Renklere son veren sağanaklardan Cinnet ve delilik püskürtüp Cümle kavgaları dindiren mevsimlerden Ör duvarlarımı yürümeyeyim
Sıkışmış anahtar deliğine kedinin gözleriBir kedi, ölümün ve yaşamın arzusundan doğan Var olmak için suyun boşluğundaFilizlenen ve kemiren soruların arasındanSessiz
“ah, kalbin bulut bulut akan sesi.”edip cansever gün ışığı incecik sızdığında tavan arasınatuttum mahzen renkli zarı bir rüyaya yordumgörsen bir
Gökhan Yılmaz ile son çıkan kitabı “Hevesin Kaçış Yönü” hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. *** “Hevesin Kaçış Yönü” ismi hem
Dünyanın renklerini görebilmek için Tozlu toprak kuruntusu, onmaz bir rüzgar ile Yeniden yeniden yeniden serçe tuzakları kurdum içime Kulağında gelecek
Senin bildiğin sayfalar koydum önüme: Sarı ve hışırtılı Yanına ayrık otları yanına parçalanmış cümleler yanına delinmemiş inziva çadırımı Fotoğraf fotoğraf
Şiir şairde kıvrandıkça Takırdar dizlerim uzun duada Bilgelik ve aptallığın ince çizgisi Deniz, sonsuz ve kudret üçlemesi Her üç algoritmaya
Zaman kıyılır insan dikilir yaralar muamma Titrer dişlerim, arasında adın Ay dürtüsü, parodi ve yaşamak gailesi Şimdi başlamak fiil mi?