7. Edebiyat Mevsimi Başladı

Edebiyat Mevsimi denilince şüphesiz aklımıza Eylül, Ekim ve Kasım ayları gelmekte… Sahaf Festivalleri, Dergi Günleri ve Kitap Fuarları; okuyucu, yazar,

Sendromsuz Pazartesi

09.00 Her Pazartesi sabahı, patronların çarkına su taşımak için bir haftalık gönüllü kölelik maratona uyanıyor. İşyerlerinde kendilerini tek otorite olarak

Muhâcir Kızı

Güneşin bir mızrak boyu yaklaştığı, insanların yüzünde kıyamet tedirginliğinin yaşandığı, herkesin bir tarafa koşuşturduğu yaz günleri bitmiş, Eylül’e merhaba demiştim.

Celal Kuru: Vasiyetim

Akşam yatarken aynada gördüğüm yüzü, uyandığımda tanıyamadığım sabahlarım oldu. Ruhum beş parçaya bölündüğünde, bugün de ölmedim, bugün de Azrail gelmedi,

İşe Gitmek İstemediğim Günler

Bugün işten çıkarıldım. Muhasebeye çağırılmam ve hesabımın kesilmesi kendimi tuhaf hissettirdi. İş yerinden uzaklaşıp tramvaya bindiğimde ise ilk defa koltukları

“Kara Bayramı Aka Çevirmek”

Sezai Karakoç’un yarım asırlık mücadelesini düşündükçe içimde bir diriliş meşalesi tutuşuverir. Diriliş Yayınları Cağaloğlu’nda iken kendisini ziyaretine gittiğimizde,  Raşit Ulaş’ın, “Üstadım,

Leylâ mı, Juliet mi?

Yol şifadır. Çoğu zaman içimde ağzını gayya kuyusu gibi açmış zehirli bir boşluk belirir. Doymak ve dolmak bilmeyen bu boşluğun

Sır

Mustafa Kutlu’nun eserlerini zevkle okurum. Yoksulluk içimizde’nin yeri benim için apayrıdır. Beyhude Ömrüm’ün etkisinden bir hafta kurtulamamıştım. Huzursuz Bacak’ta kendi

Bir Cuma Günü

Sabahın ilk ışıkları… Telefonumun melodisi ve annemin sesi birbirine karışıyor. Telefonda,  “Uyan ey gözlerim gafletten uyan”  çalarken, annem de bir

İçimizdeki Tatar Çölü’yle Yüzleşme

“Pişman olacağın şeyler, kaptığın saçma sapan huylardır.” der William Faulkner “Ses ve Öfke” adlı eserinde. Bu huylardan hiç şüphesiz ki

Müstesna Aşk Mektupları

En son yazdığım mektubun zarfını kapatırken, Haydar Ergülen’in, “Bir zarf açılınca /  içi açılıyorsa kelimelerin / mektup odur.  / Bir

“Sâdelik, sâdelik!”

Sevgili Unamuno, Siz, bu dünyadan göç ettiğinizde, dedem, henüz altı yaşındaymış. Yani sizden iki nesil sonra dünyaya gelmişim. Yaşadığınız dönem

Bir Başka Açıdan “Yedinci Gün”

İhsan Oktay Anar, tam bir dil sihirbazı. Kitaplarını okurken sözcüklerin büyüsüne kapılıp gidiveriyorsunuz. Kelime hazinesinin zenginliği, hayâl dünyasının insanı şaşırtan

Heybemde Kırk Kelime

“Kumaşım şiirden örülü ama elbisem nesir” (İtibar, 15) diyen Nazan Bekiroğlu, bu sefer edebiyat üzerine denemelerinden oluşan “Kelime Defteri” ile çıkıyor