- EdebiFikir
- 12/12/2025
- Söyleşi
Prof. Dr. Ali Tan: “Ney insana yoldaş ve sırdaştır; dünya gurbetliğinde yarendir.”
Geleneksel Türk mûsikîsinin hem icrasına hem de düşüncesine emek veren Prof. Dr. Ali Tan ile sanatın özünü, geleneğin taşıyıcılığını ve
Geleneksel Türk mûsikîsinin hem icrasına hem de düşüncesine emek veren Prof. Dr. Ali Tan ile sanatın özünü, geleneğin taşıyıcılığını ve
Kısır döngü, bir şeyin ispatının yine kendisine dönmesiyle oluşan hatalı akıl yürütme biçimidir. Daha açık bir ifadeyle, ispat edilmek istenen
Ev sahibiyle arası iyi olan nadir kiracılardandım. Sekiz yılı doldurduk ne bir gerginlik yaşadık ne de çatışma. Tabii, ben kiramı
Mel Gibson’ın 2004 yapımı Tutku: Hz. İsa’nın Çilesi, başrolünde Jim Caviezel’in yer aldığı, Aramca ve Latince dillerini perdeye yediren, sinemanın
“Dünya”dan yüksekte yer alan “arz”, yani yer-yüzü, yatay düzlemde dikey boyutun kendisini gösterdiği ufuktur. Başka bir ifadeyle “arz”, yatay boyutta
Bu sürahi, Saliha halana gidecek, dedi annesi İkram’a. Saliha halasına gönderirdi zaten çoğu zaman. Bir gün gitmediğini bilmez. O da
“Arılar meclisine hepiniz hoş geldiniz! Öncelikle mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayıp ardından salavat-ı şerifelerle devam edeceğiz. Gündem konularımız
34. Bardak İnsanın dert sahibi olması için illa aşka müptela olması gerekmez. Bazı dertler vardır ki kendiliğinden gelir ve baş
Estonyalı Tanel Toom’un yazıp yönettiği Hakikat ve Adalet (2019), yine Estonyalı Tammsaare’nin ünlü beşlemesinin ilk cildinden uyarlanmıştır. Truth and Justice,
16. Kırk yılımın otuz yılı çalışarak geçti. Ruhen emekliyim ama emekli olmaya daha yirmi senem var. Bu kadar erken çalışmaya
“Arz”, dilimize yer-yüzü olarak çevrilebilir. Yer-yüzü ifadesi “dünya”dan ayrı tuttuğumuz ve farklı gördüğümüz “arz” için en uygun çeviridir. Çünkü “arz”,
“Gerçeklik öylesine fantastik ki ancak uydurulsa böyle görünürdü.” (Gabriel García Márquez) Arsızca dilimize dolanan bir şarkıdan kurtulmanın en iyi yolunun,
Orta Çağ ve modern Avrupa tarihine dair yerleşik kabuller, bugün yeniden düşünülmeye muhtaç bir noktadadır. Prof. Dr. Fatih Durgun, özellikle
Hollywood’un 2000’li yıllar boyunca akıp giden film üretim hattı, Bush–Cheney iktidarının gölgesinde hareket eden politik bir hayâl gücü oluşturdu. Sinemanın